Doksanların sonu, iki binlerin başında Ankara mekanları…

Bu yazımda doksanların sonu iki binlerin başında Ankara’daki eğlence hayatını elimden geldiğince anlatmak istedim… Özellikle ilk gençlik yılları bu zamanlarda geçmiş olanlarımızın birçoğu bu yazıyı biraz tebessüm biraz da özlemle okuyacağını düşünüyorum.

Yazıda sözü geçen restoranların, cafelerin ve diğer mekânların isimlerini, yerlerini tam olarak hatırlamasam da bu yazıyı okuyanların zihinlerinde bu mekanların ve o mekanlardaki anılarının canlanacağını tahmin ediyorum…

Birçok kişi için sevimsiz, sıkıcı hatta boğucu olan ancak çocukluğu ya da gençliği burada geçmiş kişiler için bir kaledir Ankara. Belki de hatıralar, keyifli anılar bırakmaz bizleri Ankara’da. Ankara’ya dışarıdan gelen bir kişi için bunu anlamak ne kadar zorsa da çocukluğu ve gençliği Ankara’da geçmiş bir kişi için burayı bırakmak o kadar zordur.

Konuyu çok dağıtmadan doksanların sonu iki binlerin başındaki Ankara’daki eğlence hayatına dönelim…

1990’ların ikinci yarısı… Ankuva’nın daha yeni yapıldığı, Galeria’nın ilk yıllarını yaşadığı, Park Caddesinin tamamen tarla olduğu, Panora’nın yerinde milletvekili lojmanlarının bulunduğu zamanlar…

Fiat Uno, Fiat Tipo’nun yaygın olduğu, Opel Vectra GT’nin 150 hp beygir üretmesine hayret edilen, Opel Astra GSI ve Corsa GSI’ın çok şekil olduğu o dönemler…

O dönemlerin en trend caddesi Arjantin Caddesiydi. Şu anda çok popüler olan Filistin Caddesi daha çok butiklerin olduğu alışveriş noktasıyken Arjantin Caddesinin her yerinde cafe ve barlar bulunuyordu. Bestekâr sokakta birkaç restoran ve bar varken şu andaki popülerliğinden oldukça uzaktaydı. Tunalı Hilmi Caddesi ise o zaman da şimdi olduğu gibi o zamanlarda da çok popülerdi.

O halde Arjantin Caddesi’nden hatırlamaya başlarsak;

Doksanların ortalarında, Arjantin’den yukarı doğru çıkarken sağ tarafta çok keyifli ve kaliteli bir cafe restoran olan Daily News vardı. Özellikle hafta sonları ve akşamları masa bulmanın çok zor olduğu mekân ve bahçesinde çok keyifli zaman geçirilirdi.

Daily News’un biraz üst tarafında kekleri ve kahveleri ile ünlü Paul vardı. Paul de Daily News gibi her zaman dolu mekânlardandı. Paul o çevredeki diğer mekânlardan farklı olarak self servis hizmet vermekteydi.

Paul’ün karşısında bulunan Kafe Kahve, o dönemin en trend caddesi olan Arjantin’de lezzetli kahveleri ve keyifli ortamıyla hizmet vermekteydi.

Kafe Kahve’nin hemen yanında şimdi de en kaliteli mekânlardan olan Cafemiz bulunmaktaydı. Ürünlerinin çeşitliliği, kalitesi ve ortamının güzelliği ile hem her gün yeni müşteriler çeken Cafemiz hem de eski müşterilerinin her zaman büyülü ortamına çekmekte, her gün yeni müdavimler kazanmaktadır…

Cafemiz’in biraz üst tarafından çıkılan terasta bulunan Ara Cafe’nin Ankara manzarasına karşın uzun bir ömrü olmadı.

İlk olarak İran Caddesinde açılan ve Kaliforniya mutfağını Ankara’lılarla buluşturan Ivy Restoran garsonları durdurmak için kullanılan Run Stop kartlarıyla gelenlerin ilgisini çekmişti. Daha sonra Arjantin caddesinin üzerine taşınan Ivy’nin buradaki ömrü çok olmamış; bir süre sonra kapanmıştı.

Ankara Koleji Mezunlarının mekanı olarak kurulan Torch da İran Caddesinde hizmet vermeye başlamış ardından derneğin Kızılırmak Sokak’daki merkezine taşınmıştı.

Arjantin’den söz etmişken Budak Sokak da bulunan Budakaltı cafe restorandan bahsetmemek olmaz. Lezzetli yemeklerin yanı sıra kaliteli hizmet ve ortamıyla Budakaltı’nın müdavimleri arasındaki yeri çok farklıdır.

Arjantin caddesini kesen sokaklardan Attar sokakta Xanadu isimli club de o dönem gençlerinin uğrak noktalarının bir tanesiydi. Gecenin ilerleyen saatlerine kadar ekiplerin eğlendiği mekânın da ömrü çok uzun olmadı.

O çevre bulunan Villa Restoran’ı yazmadan böyle bir yazı yazmanın çok eksik kalacağını düşünüyorum. O dönem Ankara’sının belki de en çok ilk buluşma, evlenme teklifi gibi özel günlerinin yaşandığı Villa Restoran; yemekleri ve ambiyansı ile birçok kişinin en özel anlarına ev sahipliği yapmışdı.

Arjantin caddesinden Villa Restoran’a giderken sağ tarafta bulunan Çengel Bar da o döneme damga vuran mekânlardandır.

 Q-ba restoran bar yine Gaziosmanpaşa’da hep aynı tarzını korumuş şık bir mekân olarak halen hizmet vermektedir.

Qba gibi Zeki Bar da uzun yıllardır aynı kalitede hizmet vermektedir.

Gazi Osman Paşa’daki çok farklı ve kaliteli bir mekân ise Galeri Sera idi. Kapısından girdiğiniz anda adeta şehir merkezinden çıkıp çok güzel bir ortama girdiğiniz hissini veren bir ortamdı. Yemekler çok lezzetli ve hizmeti çok kaliteliydi.

Esat’da bulunan Sebahattin Baba’nın yeri doksanların sonlarında mekânını değiştirerek Köroğlu caddesine taşınmıştı. Bu mekân Ankara’da fasıl ortamının en güzel olduğu mekânlardan bir tanesiydi. Ayrıca Ankara Kalesindeki mekânlar da fasıl için şimdi olduğu gibi o zaman da güzel alternatifler sunmaktaydı.

Yine Köroğlu caddesinde London Pub, Club 13 ve Cult isimli mekânlar o dönemlerde özellikle ilk gençlik yıllarını yaşayanların uğrak noktasıydı.

Filistin üzerindeki Trends and Friends ise 2000’li yılların başlarında Ankara’nın önemli clublarından bir tanesiydi.

Gazi Osman Paşa’daki belki de en ünlü mekân Section’dı. O dönemin en bilinen mekânı olan Section Nene Hatun Caddesi üzerindeydi. Ankara’ya göre uzun bir süre hizmet veren Section zaman değiştikçe popülerliğini kaybetti ve kaplılarını Ankara’lılara kapattı.

Section’ın hemen karşısında Mona Lisa isimli restoran hem özel günlerdeki kutlamalar hem de keyifli akşam yemekleri için oldukça iyi bir alternatifti.

Bana göre Ankara gece hayatının en önemli mekânı olan Salata o dönemin de en önemli mekânlarından bir tanesiydi. Ankara’da açılan cafe restoran ve barların genellikle kısa ömürlü olduğunu düşünürsek yıllara meydan okuyan Salata’nın o dönemlere damga vurması çok önemlidir. Türkçe canlı müzik yapılan Salata, o dönemlerde Ankara’nın en eğlenceli mekânlarından bir tanesiydi. Resit Galip’de bulunan Salata’ya ek olarak Nene-Hatun Caddesinde de bir tane, Mesa Koru’da da bir tane açıldıysa da ilk Salata her zaman çok popülerdi.

Tunalı Hilmi Caddesine geldiğimizde ise Sixties önemli rock barlardan bir tanesiydi. Bir iş hanının içinde bulunan sixties hem o döneme ait güzel müzik çalan hem de kaliteli hizmeti ile müdavimleri olan bir mekândı.

Ankara’da restoran söz konusu olduğunda şu an olduğu gibi o zaman da Tadım Pizza ilk akla gelen noktalardan bir tanesiydi. Ertuğ Pasajı’nda bulunan Tadım Pizza, lezzetli pizzaları geniş yiyecek ve içecek menüsü ile herkesin buluşma noktasıydı.

Bu yazıyı yazarken Kıtır Piliç’i de atlamamak gerekir diye düşünüyorum. Kuğulu Pak’ın hemen yanındaki mekân, o zamanlarda da şimdi olduğu gibi oldukça popüler bir mekândı.

Tunalı’da cadde üzerinde bulunan Cafe des Cafe şu anda da o zaman olduğu gibi müşterilerine çok lezzetli tatlı ve kahve seçenekleri sunmaktadır.

O dönem Bestekar Sokak şimdi olduğu kadar çok mekana ev sahipliği yapmıyordu. Bestekar sokakta bulunan mekanlar çok daha sakindi. Yine de Bestekar’da bulunan bu mekanlar o zamanlarda da keyifliydi.

Bestekâr sokağın en tren mekânı Irish-Inn olan clubdı. İyi müzik çalan mekân o dönem için bir süre gençlerin uğrak noktası olmuştu.

Ayrıca şu anda da açık bulunan Hayyami restoran bar o dönemlerin gözde mekânlarındandı.

Bestekâr sokakta 1996’da Sherwood isimli pub da vardı. Uzun dönem varlığını sürdüremese de o yıllar için güzel bir ortam sunuyordu.

2000’lerin başında Tunus Caddesi’nde bulunan Highland isimli mekân üst katta pub alt katta club olarak hizmet vermekteydi. Tunus caddesinde bu mekânın dışında bir çok farklı mekan da bulunmaktaydı.

Tunalı’dan biraz daha yukarıya Atakule’ye çıktığımızda Ankara’da açılmış en önemli zincir restoranlardan biri olan TGI FRIDAY’s karşımıza çıkardı. Dünyanın ünlü zincir restoranı Ankara’da yanlış hatırlamıyorsam 1996 yılında açıldıysa da uzun süre varlığını sürdürememişti.

Atakule konusu geçince o dönemin en önemli eğlence mekânlarından Tutties’den bahsetmeden olmaz. Tutties uzun süre varlığını sürdürse de trendin değişmesi ile Ankara gece hayatından kopmuştur.

Atakule civarında bulunan Cafe des Paris de Ankaralılara çok kaliteli hizmet veren bir mekândı.

Ayrıca Atakule’den aşağıya inerken Hoşdere Caddesinde bulunan ve gece gezmelerinden sonra uğranılan Beykoz ve karşısındaki Aşiyan Ankara’nın en ünlü çorbacılarındandı.

Beykoz Restoran’ın diğer bir şubesi de Gölbaşında halen hizmet vermektedir. Gölbaşında bulunan Belçikalının Yeri de şehrin atmosferinden kaçmak isteyenler için güzel bir ortam sunmaktaydı.

İncek’in bu kadar popüler olmadığı o zamanlarda Ahlatlıbel’de bulunan Devran Restoran, müşterileri için geniş bir menü ile keyifli bir akşam yemeği alternatifiydi.

Oran’a doğru gelindiğinde; Club So isimli mekân 1996-1997’lerde en bilinen eğlence mekânıydı. O dönemin gençlerinin akşam eğlenceleri için çok rağbet ettikleri mekân yanlış hatırlamıyorsam 1998’e kadar varlığını sürdürdü.

Oran’dan bahsetmişken New Castle’ı atlamak olmaz. Ankara’nın en iyi publarından olan New Castle, geniş menü seçeneği ve kaliteli ortamı ile uzun zamandan beri Ankaralılara hizmet vermektedir.

Ankara’nın belki de en önemli mekânlarından bir tanesi dünyaca ünlü diğer bir zincir mekân olan Hard Rock Cafe’dir. Bu mekân Türkiye’de ilk olarak Ankara’da açılmış olsa da ne yazık ki varlığını uzun süre sürdürememiştir.

1996’da Ankara’da popüler olmaya başlayan bir bölge de güvenlik caddesiydi. Özellikle North Shield’s Pub’ın açılması ile Güvenlik Caddesinin ara sokaklarında park yeri bulmak imkânsız hale gelmişti. Gece gezen ekiplerin özellikle Cuma akşamı uğrak yeri olan North Shield’s diğer bir şubesini de Eskişehir Yolundaki Mesa Koruya açmıştı.

North Shileld’s Pub’ın hemen aşağısında ismini yanlış hatırlamıyorsam Sherwood isimli mekân bulunuyordu. İyi müzikler çaldığından o dönemki genç ekiplerin genellikle gece eğlencelerine devam ettikleri mekân burasıydı.

Ankara’da yazlık mekân olarak ilk mekan herhalde Mayday’di. İlk olarak Beştepe’deki Gençlerbirliği tesislerinde açılan mekan yaz aylarında özellikle hafta sonları gündüzleri havuz akşamları ise cafe restoran olarak hizmet vermekteydi. Ancak daha sonra Mayday Bilkent’e taşındı ve Beştepe’deki mekan Avenue olarak hizmet vermeye başladı.

Bilkent denilince o dönemlerden ilk akla gelen mekân hiç kuşkusuz Pulse 8’dir. O dönemki ekipler arasında oldukça popüler olan Pulse, underground mekanların Ankara’daki ilk örneklerinden bir tanesiydi. Birçok farklı tarzda insanın uğrak yeri olan Pulse’nın önünde hafta sonlarında soğuk kış gecelerinde t-shirt ile sıra bekleyen gençleri görmek hiç de şaşırtıcı bir durum değildi.

Ankara’daki underground clublerden söz etmişken X-S’den de bahsetmek gerekir diye düşünüyorum. Ziya Gökalp caddesinde bulunan bu mekan da Ankara’nın ilk underground clublerinden bir tanesiydi. Çok uzun süre çalışmasa da Ankaralı gençleri yeni bir tarzla tanıştırması ile Ankara gece hayatında önemli bir yere sahip olmuştu.

Underground konusunda Ankara’nın diğer önemli mekanları ise Öveçlerdeki Faces,  Konya Yolundaki Twenty ve Cage isimli mekanlardı. Bu mekanlar özellikle Pulse 8’in kapanmasından sonra açılmış ve Ankara’nın underground club ortamındaki boşluğunu doldurmuştu.

Konya Yolundan söz edince, Kurt Tesislerinden ve içindeki T-shirt clubdan söz etmek gerekir. Açık havuzunun yaz aylarında hep dolu olduğu Kurt Tesisleri akşamları da T-Shirt ile hizmet vermekteydi.

Çevre sokak ve Farabi sokakda şimdi olduğu gibi eskiden de birçok mekân bulunmaktaydı. Manhattan o zamanlarda da şimdi olduğu gibi dolu ve kendi müdavimleri olan bir mekândı. Manhattan’dan başka Barba, Grafitti ve Zaguda isimli mekânlar da bu sokakta iz bırakmış mekânlardı. Ayrıca New Castle önceden olduğu gibi şimdi de hizmet vermektedir.

Farabi sokakta Complex olarak açılan mekân ayrı loungeları ile farklı tür müzik isteyenlere hizmet vermekteydi. Bu mekânın adı zaman içerisinde Cashmere olarak değişmişti.

Yazıda da gördüğünüz üzere birçok mekânı unutmuş, isimlerini ya da yerlerini yanlış yazmış olabilirim. Ama gençlik yılları Ankara’da geçmiş ve biraz da gezme imkânı bulmuş okuyucular bu yazıda o günlere ait anılarını bulabilir ve o günleri biraz tebessüm biraz da hüzünle hatırlar düşüncesi ile bu yazıyı kaleme aldım.

Gençlik yılları insanlarda belki de en fazla anı bırakan dönemlerdir. Bu yıllarını Ankara’da geçiren kişiler Ankara’yı ayrı bir sever ve bağlanırlar. Denizi olmasa da Ankara’yı sevmek için denize gerek yoktur, anılar ve dostluklar Ankara’yı sevmek için yeter de artar bile…

Reklamlar