Seksenlerde Çocukluk ve Ankara…

Bu yazımda benim kuşağımın çocukluğunun geçtiği yılları ve o yıllardaki Ankara’yı, o zamanın çocuğunun gözünden anlatmaya çalışacağım. Bu yazının, benim kuşağımdakilerin ve bir hatta birkaç kuşak büyüklerin tebessümle; bizden küçük kuşakların ise merakla okuyacağı bir yazı olacağını tahmin ediyorum.

Yazıda yerlerin, mekânların ve sözü geçen bir çok olgunun isimlerini yanlış hatırlıyor olabilirim; ancak yazının başında da bahsettiğim gibi bu yazının ana amacı o zamanlara ilişkin bilgi vermek değil, o zamanları yaşamış olanların yüzünde günlük hayattan, işten güçten yorulduğu anda küçük bir tebessüm oluşturmaktır…

Doksanlı yılların sonundaki Ankara’da yaşayan gençlerin eğlencelerini konu alarak yazdığım “Doksanların Sonu İki binlerin Başında Ankara Mekânları” isimli yazıma dünyanın dört bir yanından aldığım yorumlardan dolayı bu yazımın da sizlerin beğenisini kazanacağını ümit ediyorum.

Seksenli yıllar bana göre bir insanın çocukluğunu geçirebileceği en güzel yıllardı. Böyle düşünmemin nedeni belki de benim çocukluğumun geçmesindendir; ama gerçekten böyle düşünüyorum. Seksenlerde, günümüz çocuklarının sahip oldukları tabletler, internet ve sınırsız bilgisayar oyunları yoktu; ancak bu zamana göre çok basit de olsa bilgisayar ve bilgisayar oyunları gayet keyifliydi. Ayrıca günümüzde özellikle büyükşehirlerde yaşayan çocukların çok fazla bilmediği sokak kültürü de o zamanki çocukların günlük hayatlarının çok önemli bir parçasıydı. Maçlar evde internette değil, sokakta plastik toplarla yapılırdı. Belki de günümüz ile geçmişin çok güzel bir senteziydi çocuklar için seksenli yıllar…

Çok kısa bir giriş yaptıktan sonra yavaş yavaş dönelim seksenlere…

Seksenli yılları hatırlamak için hafızamızı biraz yoklayalım…

Öncelikle çocuklar için keyifli yiyecekler daha doğrusu bu yiyeceklerden benim aklımda kalanlar konusunda bir şeyler yazmak istiyorum. Tombi cipsler vardı seksenlerin ortalarında… Hatırlarsanız kırmızı paketli olanlar peynirli, yeşil paketli olanlar ise fıstıklıydı. Çok severdim Tombi’yi ama çok da yememek lazımdı tabii. Çoğu zaman bu kuralı unutur hemen paketleri bitirirdik… Coca Cola’nın cam, litrelik şişelerini hatırlar mısınız? Herhalde bir buçuk litreydi, yanlış hatırlamıyorsam da depozitoluydu. Cam Pepsi şişeleri de vardı. Onlar da çok lezzetliydi. Bir de Elvan gazozları vardı. Hem portakallı hem de sade gazozlardı. Onları da çok severdim. Cam şişedeki Tamek Meyve Suları da hemen aklıma geliyor o günlerdeki içecekleri düşününce.

Atatürk Orman Çiftliği’nin cam şişedeki günlük sütleri ve benim için daha da önemlisi küçük karton kaplardaki dondurmasını da unutabileceğimi zannetmiyorum. Pınar’ın da kutuda hem sade hem de çilekli sütleri vardı. Özellikle çilekli sütleri çok severdim. Herhalde seksenlerin ortalarından sonra da Panda dondurmaları piyasaya çıkmıştı. Panda dondurmalara da bayılırdım. Dondurulmuş meyve suyu tadındaki Mey-Buz ve diğer bir dondurma Frigo da yaz aylarının vazgeçilmeziydi.

Tadelle o günlerde çok popülerdi. Bir de Hobby vardı. Mor ambalajlı… O iki çikolatayı da çok severdim. Çikolata denilince tüpteki çoko-kremi unutmamak lazım. O zamanlarda da tablet sütlü çikolatalar çok popülerdi. O günler aklıma geldiğinde beyaz çikolataları hiç hatırlayamıyorum. Ya o zamanlar piyasaya çıkmamışlardı ya da benim çevremde popüler değillerdi.

Dido, Ülker Çikolatalı Gofret ve Çokonat da çok lezzetli çikolatalı gofretlerdi. Gofretlerden bahsedip dokuz kat tadı atlamamak gerekir diye düşünüyorum. Seksenlerin ortalarında Rulo-Kat da piyasaya çıkmıştı. Yanlış hatırlamıyorsam, seksenlerin ortalarında Haylayf ve Çizi bisküvileri de piyasaya çıkmıştı. Herhalde aynı dönemlerde piyasaya çıktılar yada bizim kantin aynı anda getirmeye başlamıştı… Bilemiyorum; ama özellikle Haylayfa bayılırdım. Bisküvilerden söz edince kaymaklı bisküviler ve petibörü de unutmayalım. Çoko prens de o yıllardaki favorilerimdendi. Eti Cin ise her zaman popülerliğini korurdu. Yanılmıyorsam seksenlerin sonlarında Eti Negro piyasaya çıkmıştı ki bence bir devrim niteliğindeydi. Kakaolu iki bisküvinin arasındaki kremanın tadı bir başka lezzetliydi.

Şekerlerden aklımda kalanlar ise rengarenk ve çok lezzetli olan Lolipop’lar ve hatırladığım kadarı ile seksenlerin ortalarında piyasaya çıkan Jelibon hemen ilk sıralardaki yerlerini alıyor. Bu arada Çokomel, ve Eti Puf’u da unutmamak lazım tabiî ki… Krakerler de çok sevdiğim lezzetlerdendi o dönemlerde… Çubuk kraker, balık kraker ve o baharatlı lezzetiyle pizza kraker…

Bir de adını hatırlayamadığım ama yemeye bayıldığım karamel bar vardı. Onun da tadı halen damağımdadır.

Biraz yiyecek yazdıktan sonra biraz da günlük yaşamımızı düşününce ilk olarak pazar günleri aklıma geliyor. Seksenlerin ortalarında otomatik çamaşır makineleri daha evlerimizdeki yerini almamıştı. Merdaneli makinelerde uzun süren ritüeller şeklinde çamaşır yıkanır, pazar günleri genellikle çamaşır ve banyoya ayrılırdı… O pazar günlerini benim kuşağımın hemen hatırlayacağını tahmin ediyorum. Bu günlerin açıkçası pek de sevdiğimi söyleyemem… Bu ritüeller gibi Eylül ayında okullar başlamadan önce defterlerin kaplanma ritüelleri de benim için çok da keyifli olmayan anılardı… Yazının başında benim için keyifsiz anlara girdim galiba… O zaman o pazar günlerini unutup, konuyu hemen değiştiriyorum.

O yıllardaki arabaları düşününce Mercedes aklıma geliyor. Büyük kasalı Mercedes’ler… Mercedes, o zaman da şimdi olduğu gibi bir statü sembolüydü. Diğer arabaları düşününce… Seksenlerin başlarındaki Murat 124, Renault 12, Anadol SL efsanesi seksenlerin ortalarında ve sonlarında Renault 9, Murat 131, Şahin, Doğan ve Kartal ile bitmeye başlamıştı. Ford’un da özellikle Granada ve Taunus’la bu yarışın içinde olduğunu arabalarla o dönemde ilgilenenler hemen hatırlayacaklardır. Yanlış hatırlamıyorsam Renault’nun efsane modeli Renault 21 de seksenlerin sonunda piyasaya çıkmıştı…

Yazının başında televizyon ve bilgisayar oyunları demiştim… Peki hangi bilgisayarlarda oynanırdı bu oyunlar? Bunun cevabını o dönemi yaşamış olanlar hemen verdiklerine eminim… Tabii ki bir efsane olan Commodore 64… Televizyona bağlanan bilgisayar oyunlarının ardından çıkan Commodore 64’ün ilk olarak açık, koyu kahverengi kombinasyonu olan elips modeli, birkaç yıl sonra da krem rengi olan daha geniş modeli piyasaya çıkmıştı. Commodore 64’ün klavyesinde “Load” yazıp “Return” tuşuna basınca ekranda çıkan “Press Play On Tape” yazısı herhalde birçoğumuzun halen aklındadır… Ailenin televizyonuna takılan Commodore 64’le adaptörü ısınana kadar oynanır, adaptör iyice ısınınca da televizyon tekrar aileye bırakılırdı… Commodore 64 deyince en önemli anılardan bir tanesi herhalde kafa ayarıdır… Birçoğumuzun tornavida ile ilk tanışması oyunları oynamak için oyunun yüklendiği kaseti teybe taktığımızda yaptığımız kafa ayarıdır… Doldurttuğumuz oyun kasetlerin hepsi için yaptığımız bu işlem oyuna başlamak için heyecanımız son seviyesindeyken sanki bitmeyecekmiş gibi gelirdi…

Commodore 64’ü bu kadar anlattıktan sonra gelelim en önemli kısma… Oyunlara… Öncelikle hatırlar mısınız; iki tür Commodore 64 oyunu vardı… Kartuşlar ve kasetler… Kartuşlar daha pahalı olduğu için genellikle Kaset oyunları tercih edilirdi. Kartuşu takar takmaz oyuna başlayabilirdiniz ancak kasetin yüklenmesi için sayacın gerekli numaraya kadar gelmesini beklemeniz gerekirdi. Bence Commodore 64’ün en önemli oyunu Emily Hughes Soccer’dı. Futbol oyunların bildiğim ilkinin benim için tartışılmaz bir önemi vardı. Bununla beraber Microprose Soccer da önemli bir yere sahipti. Aklımda kalan diğer oyunlar ise; Barbarian, Rambo, River Raid, Pit Stop2 ve Pacmandi.

Bu arada gamewatchları da unutmamak lazım. Commodore 64’ün keyfinin yaşandığı yıllarda, okula giderken, dışarı çıkarken kısacası ev dışında olduğumuz her an yanımızda taşımak istediğimiz o süper keyifli gamewatchlar…

Bu kadar bilgisayar oyunundan sonra diğer önemli bir eğlence aracı olan televizyonlar aklıma geldi. Seksenlerin başında Philips televizyonları hatırlıyorum. Siyah beyaz olanları… Çevresi ahşap görünümlü 56 ekran Philips televizyonları… Seksenlerin ortalarına geldiğimizde ise renkli televizyonlar ortaya çıkmıştı. O yıllarda renkli yayınlara yavaş yavaş geçiş hazırlıkları yapılıyordu. Hatta TRT logosunun çevresinde elips ortaya çıktığında bu yayının renkli olduğu anlamına geliyordu. Daha çok küçükken hatta dayımın beni futbolu seveyim diye götürdüğü Ankaragücü maçına niçin Trabzonspor bayrağımızı götürmediğimizi anlayamadığım zamanlarda televizyonlarda gösterilen maçların devre arasındaki görüntülerden bir kısmı renkli olduğu için anlamadan da olsa maçların hepsini izlediğimi hatırlıyorum. O yıllarda Siemens, Blaupunkt gibi televizyon markaları da yaygınlaşmaya başlamıştı. O yıllarda şimdilerde olduğu gibi otomatik aramalar olmadığından; televizyonlardaki küçük aparatlar sayesinde ayarlarını yapar en net görüntüyü izlemeye çalışırdık…

Peki aklımda hangi televizyon programları kaldı o günlerden…

Cumartesi sabahları çocuklar için “Cumartesiden Cumartesiye” isimli program vardı. Bu programda çizgi filmler, jimnastik gösterileri ve origami vardı… Her cumartesi sabah erkenden kalkıp programın başlamasını bekleyen benim gibi birçok arkadaşımla cumartesi öğleden sonraları programda öğretilen origamileri yapmaya çalışırdık. Programa daha sonraki yıllarda benim ve birçok arkadaşımın hiç hoşlanmadığı Clementine isimli çizgi film dahil olmuştu. Hiç sevmediğim o çizgi filmin melodisinin halen aklımda olması da enteresan bir paradokstur… Yanlış hatırlamıyorsam Cuma akşamlarının ise benim için en önemli programı bence “Vikingler”di… Komutan Hagar’ın oğlu Viki her sorunun üstesinden “Tamam şimdi buldum!” diyerek parmak şıklatıp gelirdi. Seksenlerin ortalarına doğru yine haftasonu sabah kuşağında “Voltran” başlamıştı. Hemen hemen hiçbir rakibini beş ayrı aslan robotla yenemeyen ekip, birleşip Voltran’ı oluşturunca rakip tanımazdı. Belki de bize sinerjinin önemi o yıllarda verilmeye başlanmıştı. Voltran’la hemen hemen aynı yıllarda bir büyük efsane de yayına başlamıştı. “He-Man”!!! Prens Adam kılıcını havaya kaldırıp “Gölgelerin gücü adına, güç bende artık!” dediğinde Kahraman He-Man’a dönüşür ve kötüler kötüsü İskeletor ile savaşmaya başlardı. Birçok arkadaşımda da He-Man’in birçok oyuncağı vardı. Daha sonraki yıllarda He-Man’in kızkardeşi “She-Ra” yayınlanmaya başlasa da “He-Man” kadar etkili olamadı. “Şirinler”, seksenlerdeki oldukça keyifli bir çizgi filmdi. Şirin Baba, Şirine ve diğer şirinler, kötü Gargamel ve onun kedisi Azman’a karşı her defasında zafer kazanırlardı. Seksenlerin çizgi filmlerini anlatırken “Tom ve Jerry” klasiğinden bahsetmeden olmaz tabiî ki. Minik fare Jerry ve evin kedisi Tom’un maceraları da bizleri ekrana kilitleyen önemli çizgi filmlerdendi.

Diğer aklımda kalan keyifli çizgi filmleri düşündüğümde; “Nils ve Uçan Kaz”, “Sevimli Hayalet Casper”, “Donald Duck”, “Varyemez Amca”, “Richie Rich”, “Denver The Last Dinasour”, “Walt Disney” çizgi filmleri benim için çok eğlenceliydi.

Evliya Çelebi ve onun atı olan Küheylan’ın gezilerini konu alan çizgi diziler de aklımıza yer etmişti.

Seksenlerde yayınlanan dizilere geldiğimizde ise; “Charles İş Başında” bence listenin başlarında kendine yer bulur. Çocuk bakıcısı Charles’ın başından geçen günlük olayların anlatılığı dizi o dönemin en çok izlenenlerindendi. “Kuzen Larry” figürü ise unutulmaz başka bir figür olarak karşımıza çıkardı. Diğer çok önemli bir dizi ise “Cosby Ailesi” idi. Bu keyifli ailenin de günlük hayatını izlemeye bayılırdık.

Benim için keyifli bir dizi ise seksenlerin ortalarında haftaiçi sabah kuşağında yayınlanan Webster’dı. Sabah kuşağında yayınlandığı için çok sık seyretme şansını bulamadığın Webster’ı hastalanıp okula gidemediğim günlerde izlemeye bayılırdım. Seksenlerin sonlarında ise akşamüstü “Susam Sokağı” yayınlanmaya başlanmıştı. Minik Kuş, Eddie ile Büdü, Kurabiye Canavarı özellikle seksenlerin başında doğanlar için oldukça keyifliydi.

Bir de bizden büyük ablaların ve ağabeylerin takip ettikleri bizim de izleyip yaşıtlarımıza hava atmaya çalıştığımız diziler vardı. Bir dedektiflik bürosunun konu edildiği Cybill Shepherd ve Bruce Willis’in başrollerini paylaştığı “Moon Lighting” (Mavi Ay), Cumartesi gece yarısı yayınlanan ve kanları yeşil olan uzaylıları anlatan Visitors (Ziyaretçiler), Don Johnson’ın oynadığı “Miami Vice” bu dizilere en güzel örneklerdi. “Dempsey and Makepeace” de keyifli bir polisiye diziydi. Açıkçası aklımda yalnızca birkaç sahnesi kalan “Uzay Yolu”, “Flamingo Yolu”, “Dallas” ve “Şahin Tepesi” de seksenlerin başlarındaki popüler dizilerdi. Ama beni en çok etkileyen robot araba Kit’den başkası olamazdı… Michael Knight’ın (David Hasseloff) kullandığı konuşabilen ve birçok sorunu kendiliğinden çözen siyah TransAm’ın maceralarının anlatılığı Kara Şimşek için dışarıdaki maç bırakılır koşarak eve gelinirdi.

Akşamları yayınlanan ve dört kadının günlük hayatının anlatıldığı “Altın Kızlar” (Golden Girls) da o dönemin önemli ve keyifli dizilerindendi.

Seksenler denilince akla gelen en önemli yerli dizilerden bir tanesi de hiç kuşkusuz “Perihan Abla”’dır. O dönemde, çok sevdiğim ilkokul öğretmenimin verdiği yatış saatini biraz daha ileri çekmeye çalışıp izlediğim “Perihan Abla”, benim ve birçok yaşıtımın en sevdiği dizilerdendi. Seksenlerin ilk yarısında yayınlanmaya başlayan “Kaynanalar”ı da hayal meyal hatırladığımı söyleyebilirim. Gazanfer Özcan ve Gönül Ülkü’nün başrollerini paylaştığı “Kuruntu Ailesi” de o dönemlerdeki fenomen dizilerdendi.

Seksenlerin ortalarında ismini hatırlamadığım ama konusu beyin nakli geçiren bir hasta olan yerli dizi de o dönemin önemli dizilerindendi.

Yanlış hatırlamıyorsam seksenlerin sonunda Cuma akşamları yayınlanmaya başlanan “Bir Başka Gece” eğlence programı da çok popüler olmuştu. Seksenlerin sonundan bahsedip Barış Manço’nun “Yediden Yetmiş Yediye” isimli programı atlamak olmaz herhalde… Adam olacak çocuk bölümünden, gezilere, şarkılardan söyleşilere, hafta sonlarımıza büyük renk katardı Barış Manço.

Hafta sonu programlarından söz ederken, yanlış hatırlanıyorsam, Pazar günleri öğleden sonraları yayınlanan Cenk Koray’ın sunduğu “Kutu Kutu” isimli yarışma programından da söz etmeden geçmemek gerektiğini düşünüyorum.

Hafta içi akşamları ise “Adile Naşit ile Uykudan Önce” o dönem çocuklarının genellikle yatmadan önce izlediği son program olurdu. Adile Naşit’in kuzucuklarım diyerek hitap ettiği çocukların gönlünde Adile Teyze’lerinin yeri hep bir başka olmuştur.

Halit Kıvanç ise özellikle 23 Nisan Bayramlarında yaptığı sunumlarla hafızamıza yer etmişti. Her 23 Nisan’da dünyanın birçok ülkesinden gelen çocuklarının yaptığı gösteri TRT ekranlarından Halit Kıvanç’ın sunumu ile yayınlanırdı.

Bu arada, pazar günlerinin klasiği “Pazar Konseri” programını da unutmamak gerekir. Büyük sanatçı Hikmet Şimşek’in sunduğu Pazar konseri önemli Klasik Müzik Konserlerini ekranlara taşırdı.

Haftasonları televizyon programları denilince yayınlanan o tarihlerde yayınlanan Western filmlerini de atlamamak gerekir diye düşünüyorum. Benim kuşağım ve bizden büyükler için rodeolara, at binmeye olan sevginin başlangıcı herhalde o filmlerdi.

Ya seksenlerin sonlarında ya da doksanların başlarında pazar öğleden sonraları da “Hafif Batı Müziği” programları ekranlarımızda olurdu.

O dönemki reklamları düşününce açıkçası aklıma çok bir reklam gelmiyor. Ama “Superman” otobüslerinin reklam müziğini biraz hatırlıyor gibiyim.”Süperman uçar gider, yolcusu rahat eder…”

Televizyon bölümünün biraz uzun sürdüğünün farkındayım ama aklıma geldikçe yazıp sizleri o dönemlere götürmek, o programları tekrar hatırlatmak istedim… Televizyon programlarına biraz daha devam edecek olursak; O yıllarda Eurovision bizler için ne kadar önemli olduğunu bahsetmeden geçmek olmaz herhalde. Türkiye’yi temsil edecek parçanın belirlenmesinden sonra başlayan tahminler Eurovision finali gecesi bütün ailenin ekranda finali izlemesiyle son bulurdu. Genelde oylamaların başını bile izleyemeden uyuyakaldığım için sonucu ben hep ertesi gün öğrenirdim. Özellikle Halley kuyruklu yıldızının dünyaya yakın geçtiği günlerdeki Halley isimli parçayı kaç kere dinlediğimi hatırlamıyorum bile…

Seksenlerdeki diğer çok önemli televizyon olayı ise yılbaşlarıydı. Yılbaşı eğlencelerini bazı aile dostlarımızın kasete alıp sonradan tekrar izlediklerini de hatırlıyorum.

Televizyon bölümlerini sonlandırırken seksenlerin sonlarında yada doksanların başlarında başlayan “Bizimkiler”, “Hayat Ağacı”, “Yalan Rüzgarı”, “Evli ve Çocuklu”, “Sahil Güvenlik”, “Mac Gaywer”, “A Takımı” ve Brezilya dizilerini de doksanlarla ilgili bir yazı daha yazabilirsem sizlerle paylaşmak isterim. Seksenlerin sonunda- doksanların başında Magic Box’ın Kanalı “Star 1” ile yayın hayatına başlayan özel televizyonlarla o dönem dizileri için özel bir yazı yazmak gerekir diye düşünüyorum.

Peki seksenlerde sinemalarda neler vardı? Daha doğrusu bir çocuk olarak benim aklımda neler kaldı? Sinema’da ilk seyrettiğim film olan “E.T.” benim için çok etkileyiciydi. Bir uzaylının dünyadaki hikâyesini işleyen filmin benim kuşağımın hafızalarına kazındığına eminim…

“Superman” filmlerinde Clark Kent’in süpermana dönüşümünü, King Kong’u kolay kolay unutabileceğimi de zannetmiyorum. Ayrıca Sylvester Stallone’nin “İlk Kan” filmi, “Starwars” serisi de o yıllarda benim kuşağımı oldukça etkilemişti.

Beni en çok etkileyen filmlerden bir tanesi de ilk defa gece sinemada seyrettiğim film olan Sovyet Boksör Ivan Draga ile Rocky Balboa’nın boks maçını konulu alan “Rocky 4”tü. İlk maçında Amerika’daki maçta rakibi önceki dünya ağır siklet boks şampiyonu Apollo Creed’in boynunu kırarak öldüren Sibirya Ekspresi İvan Draga ve onun dünya yüzme şampiyonu eşi Ludmilla, Moskova’daki maçta Rocky Balboa’yı çok kolay yeneceklerini düşünmüşlerdi. Rocky ise Moskova’daki maça Rusya’daki kış koşullarında hazırlanmış ve Ivan Draga’yı uzun süren bir boks maçı sonrası nakavt etmişti.

Seksenlerin sonlarında gösterime giren “Roger Rabbit” benim hatırladığım ilk animasyon filmiydi. Michael Jackson’ın Moonwalker filmi de seksenlerin sonları, doksanların başlarında aklımda kalan önemli filmlerdendi. Ghost Busters da hem filmi hem de bilgisayar oyunu olarak benim kuşağım için önemli eserlerdendi.

Bu filmleri yazarken, tekrar tekrar izlemekten bıkmayacağım Türk Sineması’nın klasiklerinden “Hababam Sınıfı”nı da yazmadan edemedim. Yetmişlerde çekilmesine karşın, seksenlerde, doksanlarda ikibinlerde kısaca ne zaman yazarsam yazayım benim için hep en önlerde olan eser “Hababam Sınıfı”dır.

Filmleri yazarken seksenlerdeki video olayını da atlamamak gerektiğini düşünüyorum. Önce küçük Beta kasetlerle başlayan videolar, daha sonraları büyük VHS kasetlerin de çıkmasıyla iyice popüler hale gelmişti. Hemen hemen her mahallede bulunan videoculardan kasetler kiralanır evde ailecek film keyfi yapılırdı.

Seksenlerdeki filmlerden seksenlerde bir çocuğun gözünden müziklere gelirsek… Ağabeylerin ve ablaların peşinde dolaşırken öğrendiğimiz Madonna’nın “Who is That Girl”, “La Isla Bonita” şarkıları, Michael Jackson’un “Bad” albümü, “Comanchero”, Life is Life” benim o yıllara ilişkin aklıma gelen ilk parçalardır. O döneme ilişkin Türkçe parçalardan ilk hatırladıklarım ise “Eski Dostlar” ve “Bir İlkbahar Sabahı” adlı klasiklerdir. Coşkun Sabah’ın “Kuşadası” parçasının melodisi ise hemen aklıma geliveriyor. Müzik derken ağabeylerin yaptıkları breakdance gösterilerini de hayal meyal hatırlıyorum.

Seksenlerde çocuk dergileri de yayınlanmaya başlanmıştı. İlk sayısından itibaren alınan “Milliyet Kardeş”in uzun süre bütün sayılarını saklamıştım. Seksenlerin sonlarında ise yine bizden büyüklerimizden öğrendiğimiz gençlik dergisi “Blue Jean”i benim kuşağımdaki birçok kişi hatırlar sanıyorum. Ayrıca “TV’de 7 Gong” o yıllardaki popüler dergilerdendi.

Seksenlerin sonlarında NBA’den dolayı basketbola olan ilginin arttığını hatırlıyorum. Özellikle Boston Celtic’de Larry Bird ve Los Angeles Lakers’da Magic Johnson, basketbolun ülkemizdeki popülerliğinin artmasına önemli katkı yapmışlardı. NBA’a ek olarak Basket-Show grubu Harlem’in de ülkemizdeki basketbol sevgisini arttırdığını söyleyebilirim.

Futbol konusuna çok girmeden, yalnızca Meksika’daki 1986 Dünya Kupası’nı ve 1988’deki Avrupa Futbol Şampiyonası’nı hatırlatmak istiyorum. 1986’daki şampiyonadaki Maradona, Platini, Schumacher ve Lineker’i hayal meyal hatırlıyorum. Benim kuşağımın daha rahat hatırlayacağı şampiyona ise 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası’dır. Özellikle turuncu formalı Hollanda’ya büyük sempati beslememi sağlayan Van Basten, Rijkaard, Gullit, Van Breukelen, Koeman isimlerini hemen hatırlamam o dönem ne kadar futbolla ilgilendiğimi gösteriyor sanırım. Van Breukelen’in kurtardığı penaltı şu an bile gözlerimin önünde…

Peki ev dışında ne oynardık, ne yapardık seksenlerde? O zamanlarda halı sahalar bu kadar yaygın değildi. Futbol oynamak için daha çok bahçeler yada sokak araları kullanılırdı. Futbol topları da bu kadar yaygın olmadığı için renkli plastik toplarla sokak aralarında maç yapılırdı. Hemen hemen her bakkalda satılan bu topları almadan önce top havaya atılır topun düzgün olup olmadığı kontrol edilirdi. Maç başlamadan önce takımlar aldım verdim şeklinde tekerlemeyle adım sayarak kurulur, en güçsüz kişi fasulyeden sayılır ilk devre bir takımda ikinci devre diğerinde maç yapardı. Maçlar ise genelde beşte devre onda biter şeklinde yapılırdı. Bu arada topun sahibinin havasından geçilmediğinin altını çizmekte yarar görüyorum. Futbol için maç kadar keyifli olmasa da Japon kale isimli oyun vardı. O oyunda da küçük kaleler kurulur ve herkes kendi kalesini korurdu. Maç için yeterli adam olmadığında oynadığımız diğer bir oyun da gol atan kaleyeydi. Bu oyun da bizler için oldukça keyifliydi. Maçlarda topa çok sert vurmama ve topu uzağa atanın alması kuralı herhalde halen geçerliliğini koruyordur.

Seksenlerin sonlarına doğru yaşımızın da biraz büyümesiyle tek pota basket maçlarına da yavaş yavaş başlamıştık. Genellikle üçer kişiden kurulan takımlarda maçın başlaması için yaklaşık üç sayı çizgisinden atılan şut ile maça başlayacak takım belli olur, maçlar genelde 21’de biterdi.

Seksenlerin ortalarında ise misketlerimiz vardı. Annelerin genellikle sokakta yerde oynandığı için hiç sevmediği ancak benim kuşağımdaki erkek çocuklarının çok sevdiği bir oyundu misket… Rengarenk misketleri torbalara koyar her dışarı çıktığımızda yanımızda götürürdük.

Seksenlerin ortalarında bazı arkadaşlarımız ise rulmanlardan tornet yapar ara sıra bize de verirdi. Tornetlerin yerini seksenlerin sonlarında dört tekerlekli patenler ve kaykaylar almaya başlamıştı.

Seksenlerde hatırladığım diğer önemli sokak keyfi ise bisikletlerdi. “Pinokyo” ilk hatırladığım bisiklet markasıydı. Daha sonra kalın tekerlekli çamurluğu olmayan BMX’ler ve Cross’lar hayatımıza girmişti. Dağ bisikletleri ise yanlış hatırlamıyorsam doksanlı yılların başında piyasaya çıkıp moda olmuştu.

Dikkat ettiyseniz oyunlar ve oyuncaklar erkek çocuğun gözünden olduğundan kız çocukların oyunları ve oyuncakları bu yazıda biraz eksik kaldı. Kızların oyunlarını çok bilmemekle beraber seksek, ip atlamak, yakan top ilk hatırladığım oyunlardır.

Evdeki en önemli oyuncaklarımız ise oyuncak arabalardı. Muhtemelen şimdiki çocuklar için de oldukça önemli olan arabalar bizim için de çok değerliydi. Özellikle “Matchbox”, “Majorette” o dönemin oldukça popüler oyuncak araba markalarıydı. Ayrıca uzaktan kumandalı arabalar ve robotlar da birçok arkadaşımın oyuncak dolabındaki yerini almıştı.

Çizgi filmleri anlatırken söz ettiğim He-Man oyuncakları da o dönemde oldukça popülerdi. He-Man karakterlerinin oyuncakları genellikle yurtdışına gidenlere sipariş verilir ve geldiğinde mutluluktan uçulurdu.

Seksenlerin ortalarındaki plastik askerler de benim için unutulmazdı. Yanlış hatırlamıyorsam haki renk olan plastik askerler ve onların kaleleri ile oynamak çok keyifliydi.

Legolar da şimdilerde popüler olduğu gibi o zaman da popülerdi.

Biraz da o dönemin çocukları için ilgi çeken kitaplar konusunda yazmak istiyorum. Seksenlerde beni en çok etkileyen kitaplar Jules Verne’in kitaplarıydı. “Denizler Altında 20.000 Fersah”, “80 Günde Devri Alem”, “Balonla Beş Hafta”, “Dünya’nın Merkezine Seyahat” ilk aklıma gelen kitaplardı.“Altın Kitaplar” kitapevinden çıkan kalın ciltli kitaplarım evin deposundan kaybolduğundaki üzüntüm şimdi bile aklımdadır. Neyse… O zamanlarda benim durmadan kitap okumam Jules Verne sayesindedir. Aklıma hemen gelen diğer kitaplar ise “Mark Twain”, “Çocuk Kalbi” ve diğer çocuk klasikleridir.

Kitap konusu açılınca; o dönemde ilkokul dört ve beşinci sınıfta verilen ödevleri internetten değil de koca koca ansiklopedilerden yapıldığını söylememe gerek yok sanırım. “Meydan Larousse” ve “Ana Britanicca” o dönemlerde ödevlerimizi yapmak için kullandığımız en önemli kaynaklardı.

Gelelim o yıllardaki bir çocuğun gözüyle Ankara’ya… Ankara’da hatırladığım Eskişehir yolunda Emek’ten sonra fazla bir yerleşim yoktu. Eskişehir Yolunda birkaç lojman ve ileri de yalnızca Ümitköy vardı.

Şu andaki en popüler noktalardan olan Çukurambar gecekondu doluydu. Şu anda çevresindeki binalar arasında küçük kalan “Trafik Hastanesi” (Dr. Rıdvan Ege Hastanesi) o çevrenin en büyük binasıydı.

Bahçelievler’deki Bulka pastanesi o zamanlarda da lezzetli ürünlerini müşterilerine sunardı. Bulka pastanesinin karşısında da Bahçeli Kebap bulunurdu. Özel günlerde ara sıra bu kebapçıda keyifli yemekler yerdik. Atakule inşaatı da seksenlerde başlamış ve hepimizi Ankara’da yapılan döner kule oldukça heyecanlandırmıştı.

Kızılayda bulunan büyük binanın altındaki Gima Mağazası da önemli noktalardan bir tanesiydi. Buluşmalar genellikle ya YKM binasının ya Vakko binasının yada merkezdeki Gima’nın önünde olurdu. Doksanların ortalarında ortaya çıkan cep telefonları o dönemler de hayal bile olmadığı için bu zamanlarda doğanlar cep telefonsuz buluşmayı hayal bile edemezler herhalde. O dönemde buluşmalara geç kalan arkadaşlara haber alınamadığı için çok kızılır; ancak yine de bazen yarım saat, kırk dakika beklenirdi.

Seksenlerin ortalarında Kızılay’dan Sıhhiye’ye giderken sağ tarafta bulunan Zafer Çarşı’nın çevresinde çocuk giyim mağazaları bulunurdu. Ancak benim için bu mağazalardan daha çok Zafer Çarşındaki oyuncakçı önemliydi. Kızılay’da bulunan Sandviççiyi de unutmamak lazım diye düşünüyorum. Hala aklımda olan limonatası ve lezzetli sandviçleri için bizimkileri az oraya götürmemiştim.

Yanlış hatırlamıyorsam Ankara’da seksenlerin ortalarında bölünmüş otobüs yolları vardı. Otobüsler kendilerine ayrılan bu yollardan trafiğe takılmadan çok daha hızlı ilerlerdi.

Tunalı Hilmi Caddesi ise o zamanlarda da şimdi olduğu gibi popülerdi. Sevgili dayım bizi Tunalı Caddesi’nde gezdirip Kuğulu Park’a götürürdü. Tunalı’nın bir üst sokağında bulunan Hacı Arif Bey ise seksenlerin sonlarındaki en popüler kebapçılardandı. Ayrıca yanlış hatırlamıyorsam flamingo pastanesi benim Amerikan dizilerinde izleyip çok merak ettiğim “Pizza”yı seksenlerin ortalarında ilk yediğim pastaneydi. Tunalı Hilmi Caddesinden söz edip Akün Sineması’nı atlamak herhalde büyük bir eksiklik olur. Şu anda tiyatro olarak hizmet vermekte olan Akün Sineması da o dönemin en popüler filmlerini gösteren belki de en güzel sinemaydı.

Bulka, Flamingo pastanesinden söz edip Ziya Gökalp Caddesi’ndeki Hüdaverdi Pastanesini unutmamak gerekir. Hüdaverdi pastanesi de Ekler Pastalarıyla benim aklımda önemli bir yer elde etmişti.

O yıllarda yaz ayları için en keyifli yerlerden bir tanesi de 19 Mayıs Spor Kompleksiydi. Sabah saatlerinde yüzme havuzu ve tenis kortları keyifli zaman geçirmek için ideal noktalardı.

O zamanlar Ankara’daki Gençlik Parkı da oldukça popülerdi. Büyüklerimizin binmemize izin vermediği galaksi hepimizi heyecanlandırmasına karşın bir türlü biniş izni koparamazdık. O nedenle genellikle atlıkarınca, çarpışan arabalar ve dönme dolapla keyifli zaman geçirirdik. O zamanlardaki Gençlik Parkı hakkında yazıp o dönemdeki kayık sefalarını da atlamamak gerektiğini düşünüyorum.

Hayvanat Bahçesi de o dönemde oldukça popülerdi. Özellikle haftasonları yada okullar tatil olduğunda büyüklerimiz bizi bu keyifli noktaya gezmeye getirirlerdi.

O yıllardan Ankara ile aklımda kalan önemli bir olay ise benim kuşağımın da hatırlayabileceği hava kirliliğinden okul tatiliydi. Hele bir defasında önce ilk iki gün sonra ikinci iki gün ve son olarak da Cuma günü yani tam bir hafta hava kirliğinden okullar tatil edilmişti. O olay her ne kadar can sıkıcı olsa da o yaşta beni gerçekten çok mutlu etmişti…

O yıllara ilişkin hangi olaylar hemen aklıma geliyor değince… Challenger uzay mekiğinin fırlatılışının ardından havada infilak edişi halen hafızamdadır. Çernobil felaketi de aklımda kalan bir diğer çok üzücü olaydır. O döneme ilişkin bizleri çok heyecanlandıran bir olay da Halley kuyruklu yıldızının dünyamıza çok yakın geçişidir.

Seksenler ile ilgili benim aklımda kalmış temel anılar bunlardı…

Sizlere kendi gözümden seksenli yılları ve o yıllardaki Ankara’yı anlatmaya çalıştım. Üzerinden uzun yıllar geçtiği için ismi geçen birçok yeri ve olayı karıştırmış olabilirim. Birçok eksik nokta olduğuna da eminim… Biraz önce dediğim gibi bu benim yıllar önceki gözlemlerimi içeren bir yazı. Birçoğumuz çok daha farklı ortamlar görmüş ve çok farklı deneyimler elde etmiş olabiliriz…

Umarım bu yazı çoğunuzun o yıllara geri götürmüş, kısa bir zaman için bile olsa günlük hayatın koşuşturmasından uzaklaştırmıştır…

Sizler de bu yazıyı beğendiyseniz paylaşıp daha çok insana ulaşmasını sağlayabilirsiniz…

Reklamlar

Üsküp…

TAŞ KÖPRÜ

TAŞ KÖPRÜ

bu şehir yazımda Osmanlı İmparatorluğu’nun 500 yıldan fazla bir süre hüküm sürdüğü topraklardan Makedonya’nın başkenti Üsküp’ü anlatmaya çalışacağım.

Üsküp’e Nasıl Gidilir?

Bu yazının yazıldığı dönemde ülkemizden Türk Hava Yolları ve Pegasus ile Üsküp’e ulaşılmaktadır. Türk Hava Yolları günde iki sefer, Pegasus Hava Yolları da haftada beş sefer ile Üsküp’e ulaşmaktadır.

ARKEOLOJİ MÜZESİ

ARKEOLOJİ MÜZESİ

Üsküp “The Great Alexander” Havaalanı şehir merkezine araçla yaklaşık yarım saatlik bir mesafededir. Havaalanının işletmesi TAV tarafından yapılmaktadır.

Havaalanından merkeze otobüs ile ulaşım bulunurken bu otobüs sefer sıklığı çok olmadığından kısıtlı bir zaman için Üsküp’e gittiyseniz taksi ile ulaşımı tavsiye ederim. Taksi ile şehir merkezine ulaşım yaklaşık 20 Euro’dur. Ancak tabi ki taksiye binmeden önce taksici ile konuşmanız daha sonra canınızın sıkılma ihtimalini ortadan kaldıracaktır.

Makedonya’nın para birimi Makedon Denarı olup bir Euro yaklaşık 61 Denar’dır. Para bozdurmak için şehir merkezindeki bankaları yada döviz bürolarını kullanmanızı tavsiye ederim. Özellikle Makedonya Meydanından da girişi bulunan büyük bir alışveriş merkezi olan GTC’nin içerisinde döviz bozan bankalar ve döviz büroları mevcuttur.

GTC alışveriş merkezinin içerisinde ayrıca süpermarket, hediyelik eşya dükkanları, restoranlar, büfeler ve oteller de bulunmaktadır.

Üsküp’te Nerede Kalınır?

Üsküp’te şehir merkezi olan Makedonya Meydanı yakınlarında kalmanızı tavsiye ederim. Bu bölgede Holiday Inn, The Stone Bridge gibi büyük oteller ve daha küçük ve ekonomik oteller bulunmaktadır. Bu bölgeye yakın Makedonya Caddesi de konaklamak için oldukça iyi yerlerdir.

SAVAŞÇI HEYKELİ

SAVAŞÇI HEYKELİ

Üsküp’te Ne Yapılır?

Üsküp’te birçok noktada bulunan ilan panolarında şehrin turistik noktalarının olduğu turizm haritaları yer almaktadır. Bu haritaların yardımı ile nerede olduğunuzu, hangi turistik noktanın nerede olduğu kolayca anlayabilirsiniz.
500 yıldan fazla bu bölgede hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu bu kentte de oldukça fazla eser bırakmıştır. 1963 yılında meydana gelen ve şehre ciddi zarar veren depremde bu eserlerden birçoğu zarar görmüş ve onarılmışlardır.

MUSTAFA PAŞA CAMİİ

MUSTAFA PAŞA CAMİİ

Osmanlı İmparatorluğu zamanında kente birçok cami, han, hamam yapılmış olsa da en bilinen eser; Fatih Sultan Mehmet tarafından Vardar Nehri’nde yaptırılan Taş Köprü’dür. Taş köprü tarih boyunca birçok defa hasar görmesine karşın onarılmış ve şehrin en önemli simgelerinden biri olmuştur.
Vardar Nehri’nin bir tarafında “Türk Çarşısı” da denilen “Eski Pazar” bulunmaktadır. Bu bölgede birçok isim Türkçe yazılmakta ve Türkçe yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu bölgede Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma birçok eser bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Mustafa Paşa Camii, Kurşunlu Han, Sulu Han’dır.
Türk Çarşısı’nın yakınında Makedonya Kalesi ve Arkeoloji Müzesi de bulunmaktadır.
Vardar Nehri’nin diğer tarafında hemen Taş Köprü’nün yakınında şehrin ana meydanı olan Makedonya Meydanı bulunmaktadır. Bu meydanda “Savaşçı Heykeli” bulunmaktadır. Bu heykele “Büyük İskender Heykeli” de denilmektedir. Akşam saatlerinde bu heykel farklı renklerde ışıklandırılmakta ve heykelin çevresindeki havuzda müzikle senkronize su gösterileri yapılmaktadır.
Bu meydandan 11 Ekim Caddesine geçerken burada “Makedonya Kapısı” bulunmaktadır.11 Ekim Caddesini Makedonya Meydanını bağlayan noktadaki bu kapı akşam saatlerinde ışıklandırılmaktadır. 11 Ekim Caddesi üzerindeki parkta savaşta ölen askerler için yapılan anıtlar da bulunmaktadır. Ayrıca “Makedonya Meclisi” de 11 Ekim Caddesinin üzerindedir.

MAKEDONYA KAPISI

MAKEDONYA KAPISI

Makedonya Meydanına ulaşan diğer bir cadde de Makedonya Caddesidir. Makedonya Caddesi araç trafiğine kapalı, İstiklal Caddesinin küçük bir benzeridir. Bu caddenin üzerinde birçok cafe ve restoran bulunmaktadır. Akşam saatlerinde sokak müzisyenleri bu caddenin havasını daha güzel hale getirmektedirler. Makedonya Caddesi’nin üzerinde Üsküp doğumlu olan Rahibe Teresa’nın anıt evi de bulunmaktadır.

SULU HAN

SULU HAN

Makedonya Meydan’ından Vardar Nehri kenarına gidildiğinde GTC alışverişinin Vardar Nehri tarafında birçok cafe ve restoran vardır. Akşam saatlerinde Taşköprü ve diğer iki yaya köprüsünün ışıklandırılması ile bu bölge oldukça keyifli bir hal alır. Arkeoloji Müzesi, Dışişleri Bakanlığı, Mali Suçlar Polis Birimi ve Elektronik İletişim binalarının ışıklandırılması ile gerçekten güzel bir görüntü ortaya çıkar. Taşköprü dışındaki iki yaya köprüsü üzerinde şehrin önemli şahsiyetlerinin heykelleri bulunmaktadır. Bir köprüde özellikle antik dönemdeki kişilerin diğerinde de sanatçılar ve eğitimcilerin heykelleri bulunmaktadır.

8_Kur unlu Han

KURŞUNLU HAN

Üsküp’te Ne Yenir?

Üsküp yemek konusunda gerçekten çok sorun yaşanmayacak şehirlerdendir. Şehrin geleneksel yemeklerinin birçoğunun kökeni Osmanlı İmparatorluğu’na dayanmaktadır. Izgara köfte, kuru fasulye en bilinen yemekleridir.

Türk Çarşısının içerisinde 1913 yılından beri hizmet vermekte olan Destan Restoran’da ızgara köfte, kuru fasulye dahil birçok ev yemeği yiyebilirsiniz. Türk Çarşısının içerisinde birçok farklı restoran da bulabilirsiniz.
Ayrıca Taş Köprü’nün diğer tarafında Vardar Nehri’nin yanında bulunan restoranlarda istediğiniz yiyeceğin tadına bakabilirsiniz. Bu restoranlardan benim özellikle tavsiye edebileceğim bir İtalyan Restoranı olan Attibassi Bologna’dır.

Makedonya Meydanı’nda ve Makedonya Caddesi’nde de birçok cafe ve restoran bulabilirsiniz.
Üsküp’te yemek porsiyonları genellikle oldukça büyük ve yemek fiyatları diğer Avrupa şehirleri ile karşılaştırıldığında oldukça uygundur.

OTOBÜS

OTOBÜS

Keyifli seyahatler…

Barselona

Barselona, İspanya’nın güney doğusunda bulunan Katalonya Özerk Bölgesinin Akdeniz kıyısında bulunan başkenti ve yaklaşık 1,5 milyonluk nüfusu ile İspanya’nın ikinci büyük şehridir. Barselona’da İspanyolca ve Katalanca konuşulmakla beraber İngilizce bilen sayısı da oldukça fazladır.

Birçok kişi için Barselona demek; Antoni Gaudi, FC Barcelona, deniz ve güneş demektir. Bunlarla beraber,  Barselona’nın tanıtımında 1992 Olimpiyatları oldukça önemli bir mihenk taşıdır. Ayrıca Freddie Mercury ve Monserrat Caballe tarafından yorumlanan Barcelona parçası ile bir Woody Allen filmi olan Vicky Christina Barcelona bu şehrin tanıtımına önemli katkı sağlamıştır.

Barselona’ya ne zaman gidilir?

Barselona Akdeniz kıyısında olduğundan ve şehir merkezinde oldukça uzun ve güzel bir kumsalı bulunduğundan Barselona’ya gitmek için en iyi sezon tanımını ikiye ayırmak gerekmektedir. Eğer deniz tatili yapıp yanında şehri de gezmek amacıyla Barselona’ya gidiyorsanız bana göre en iyisi tabi ki yaz aylarıdır… Ancak bu aylarda şehri gezerken dikkat etmeniz gereken sıcak havayı da aklınızda bulundurmanızda fayda vardır. Deniz tatili yapmadan yalnızca şehri gezmek istiyorsanız, havanın nispeten daha serin olduğu ilkbahar ve son bahar aylarını tavsiye ederim.

Barselona havaalanından şehir merkezine ulaşım nasıldır?

Barselona’da iki adet Havaalanı mevcuttur. Bunlar El Prat ve Gironi Havaalanlarıdır. Barselona’nın ana uluslar arası havaalanı El Prat iken, ucuz uçuşlar için kullanılan havaalanı Gironi’dir. Gironi şehir merkezine yaklaşık 80km uzakta iken, El Prat yaklaşık 10 km uzaklıktadır. Türkiye’den THY ve Pegasus tarafından yapılan uçuşlar El Prat Havalimanındadır. Bu nedenle El Prat Havaalanı hakkında bilgi vermek istiyorum.

Öncelikle aklınızda bulundurmanız gereken nokta Barselona havaalanı olan Barselona El Prat’da T1 ve T2 olmak üzere iki adet terminal bulunduğudur. Bu iki terminal arasında ücretsiz ring servisi mevcuttur. Ancak herhangi bir gecikme yaşamamak için uçağınızın kalkacağı terminali öğrenmenizi tavsiye ederim.

 T1 terminali Türkiye’den yapılan THY uçuşlarının da kullandığı terminaldir. Bu terminalin alt kat çıkışında bulunan Aerobusları (Havaalanı otobüsü) kullanarak yaklaşık yarım saat içerisinde Katalonya Meydanına ulaşırsınız. Otobüslerin ücreti 2014 yılı için tek yön 5.90 Euro, gidiş dönüş 10.20Euro’dur. Otobüs için bileti havaalanında otobüsün kalktığı durağın yanındaki makineden kredi kartı ile de alabilirsiniz.

Otobüsler Barselona Havaalanından Katalonya Meydanında giderken;

Önce İspanya Meydanında ardından Gran Via-Urgellde ardından Üniversitat Meydanında durmakta ve Katalonya Meydanında ulaşmaktadır.

Katalonya Meydanından Barselona Havaalanına giderken;

Önce Sepülveda-Urgell’de ardından İspanya Meydanında durup Barselona Havaalanına ulaşmaktadır.

Otobüsler Katalonya Meydanında Barselona Havaalanında sabah 5.00’de başlayıp gece 12.30’a kadar sefer yapmaktadır. Barselona Havaalanından Katalonya Meydanına ise seferler sabah 05.35’de başlayıp gece 01.05’de bitmektedir.

T2 terminali Türkiye’den yapılan Pegasus uçuşlarının da kullandığı terminaldir. Bu terminalden Aerobuslara ek olarak İspanya Meydanı’na her yarım saatte bir tren de bulunmaktadır.

Aerobuslarda bilinmesi gereken nokta A1 isimli Aerobus Barselona Havaalanı T1 Terminaline, A2 isimli otobüs ise Barselona Havaalanı T2 terminaline ulaşmaktadır.

Katalonya Meydanı’ndan El Prat Havaalanı’na taksi ücreti yaklaşık 30 Euro’dur.

 Barselona’da nerede kalınır?

Barselona’ya kısa süreli gezmeye gelen turistler için kalınacak en iyi noktalar bana göre İstanbul’daki İstiklal Caddesi’ne benzeyen Las Ramlas (La Rambla) Caddesi, Katalonya ve İspanya Meydanları,  Garcia Caddesi çevreleridir. Bu noktalarda kalırsanız kısa sürede bütün şehri gezebilir ve yollarda zaman kaybetmemiş olursunuz.

Barselona’da şehir içi ulaşım nasıldır?

Barselona’da şehir içi ulaşım için metro, otobüs ve turist otobüslerini tercih edebilirsiniz. Öncelikle; Barselona’da gelişmiş bir metro sistemi vardır. Kısa süreli kalacaklar için özellikle 10 binişlik kartları (T-10) tavsiye ederim. Bu kartlar yaklaşık 10 Euro olup merkezi bir noktada kalıyorsanız sizin için yeterli olacaktır. Ayrıca bu kartlar birden çok kişi tarafından kullanılabilmektedir.

Tek kullanım kart alırsanız yaklaşık 2 Euro ödemeniz gerekmektedir.

Günlük kartlardan da kullanabilirsiniz. Ancak günlük kartlardan aldığınızda bu kartın kişiye özel olduğunu da unutmayın. Günlük, iki günlük veya dört günlük kart seçenekleri mevcuttur.

Metro girişlerinde hangi hattın geçtiğini ve hangi yöne doğru gittiğini kontrol etmenizde fayda vardır.

Turist otobüslerinin ise fiyatı günlük yaklaşık 20 Euro iki günlük ise 30 Euro’dur.

Barselona’da ne yapılır?

Barselona açıkçası tipik bir Akdeniz şehridir. Güneşin denizin tadı, dünyaca ünlü modern mimar Antoni Gaudi’nin eserleri ile birleşince ortaya gerçekten çok keyifli bir şehir çıkmıştır. Bu nedenle Barselona’yı Barselona yapan en önemli eserleri ortaya koyan Gaudi’nin eserleri ile başlamak istiyorum.

Resim 2: Sagrada Familia

Sagrada Familia

Sagrada Familia: Barselona’nın belki de İspanya’nın en önemli turistik noktası Sagrada Familia’dır. Kutsal Aile Bazili olarak çevrilebilen Sagrada Familia, Gaudi’nin yapımına 1882 yılında başladığı ancak 1926 yılında trafik kazasında ölmesi nedeni ile tamamlayamadığı ünlü eseridir. Sagrada Familia’da inşaat çalışmaları devam etmekte ve Gaudi’nin ölümünün yüzüncü yılı olan 2026 yılında tamamlanması planlanmaktadır. Sagrada Familia bazilikasına gitmeden önce biletinizi internetten almanız uzun bir kuyruk beklemekten kurtulmanızı sağlayacaktır. Önceden rezervasyonlu biletin temel fiyatı yaklaşık 15 Euro olup audio guide gibi ek taleplerinizle ve kulelere çıkmak için alacağınız biletler ile artmaktadır. Bazilikanın internet sitesinde bu biletlerden alabilirsiniz. Sagrada Familia’ya metro ile ulaşım çok kolaydır. Aynı isimli metro durağı ile Sagrada Familia’ya ulaşabilirsiniz.

3_sagrada_familia_i+ği

Sagrada Familia’nın içi

Park Guell: Antoni Gaudi tarafından Guell ailesi için konut sitesi olarak 1900-1914 yılları arasında yapılmış ancak 1923’de halkın kullanımına açılmıştır. Bu park Gaudi’nin birçok eserine ev sahipliği yapmaktadır. Parkın en önemli sembolü ise havuzun üzerindeki ejderdir. Park Guel’e Lesseps yada Vallcarca metro durağında inip 10-15 dakikalık yürüyüş sonunda ulaşabilirsiniz. Ben Vallcarca metro durağında inip Park Guel’e doğru yukarıdan inip, çok az yokuş çıkmanızı öneririm. Bu şekilde Park Guel’e ana kapıdan değil, üst taraftaki diğer kapıdan girersiniz ancak, yorucu bir yokuş çıkmamış olursunuz. Dönerken de Lesseps durağından metroya binebilirsiniz.

Resim 4: Park Guel

Park Guel

Casa Mila (La pedrera): Gracia Bulvarı üzerindeki Casa Mila, Gaudi’nin en önemli eserlerinden bir tanesidir. 1906-1910 yılları arasında yapılmıştır. Diagonal metro istasyonu ile Casa Mila’ya ulaşabilirsiniz. Casa Mila’nın diğer adı da La Pedrera olduğunu belirtmek isterim. Casa Mila’nın içerisine girmek için 2014 yılı ücreti 16.50 Euro’dur. Biletinizi gitmeden önce internetten alabilirsiniz.

Casa Battlo

Aynı şekilde Gracia Bulvarı üzerindeki Casa Battlo Gaudi’nin en önemli eserlerinden bir tanesidir. 1904 yılında Gaudi tarafından tekrar tasarlanmıştır. 2014 yılı giriş ücreti 24.50 Euro olup biletler internetten de alınabilmektedir.

5_casa_battlo

Casa Battlo

Monjuic Tepesi: Barcelona’nın güney batısındaki bu tepede Montjuic Kalesi ve Olimpiyat stadı bulunmaktadır. Bu tepeden eşsiz Barselona Manzarası izleyebilirsiniz.

Bu tepeye üç şekilde çıkabilirsiniz;

Sahilde bulunan Kolomb Heykelinin biraz ilerisindeki teleferik durağından teleferik ile;

Paralel metro istasyonundan füniküler ile tepeye çıkıp buradan Monjuic Kalesine küçük teleferik ile;

İspanya Meydanından otobüs ile bu tepeye çıkabilirsiniz.

Monjuic manzara

Monjuic manzara

İspanya Meydanı: Barselona’da bulunan İspanya Meydanı’ndan birçok noktaya ulaşım bulunmaktadır. Bu meydanda ayrıca Katalonya Sanat Müzesi de bulunmaktadır.

İspanya meydanı

İspanya meydanı

Katalonya Meydanı: Barselona’nın diğer çok önemli meydanı olan Katalonya Meydanı Passaige Gracia ve Las Ramblas Caddelerinin arasındadır. Bu meydandan da birçok noktaya ulaşım imkânı vardır.

Las Ramblas (La Rambla): Barselona’nın belki de en ünlü caddesi Las Ramblas’tır. Katalonya Meydanı’dan Akdeniz’e uzanan bu caddede iki yönlü tek şerit araba trafiği bulunurken yolun ortadaki büyük bölümü yayalara ayrılmıştır. Caddenin Akdeniz’e ulaştığı noktada Kolomb Heykeli bulunmaktadır.  Caddeden aşağıya doğru inerken sağ tarafta ünlü Boqueria pazarı, sol tarafta Barri Gotik semti, birçok cafe ve restoranın bulunduğu Reial Meydanı bulunmaktadır. Las Ramblas üzerinde gezmek keyifli olmasına karşın çok turistik olduğu için yeme içme konusunda Las Ramlas’ı tavsiye etmiyorum.

Las Ramblas

Las Ramblas

Barri Gotic: Las Ramblas’dan Akdeniz’e inerken sol tarafta bulunan mahalledir. 1400’lerde yapılmış Barselona katedrali buradadır. Gotik mimarinin en güzel örneklerindendir.

Kolomb Heykeli: Amerika’yı keşfeden kaşif Kristof Kolomb’un Heykeli Las Ramblas caddesinin sonunda yer almaktadır. 60 metre uzunluğundaki bu heykel 1888 yılında Kolomb’un Amerika’ya ilk seferi adına yaptırılmıştır. Bu heykelde Kolomb sağ eli ile Amerika kıtasını işaret etmektedir.

Kolomb Heykeli

Kolomb Heykeli

Barcelonetta: Barcelonetta Barselona’nın plajıdır. Aynı isimli metro durağı ile ulaşabileceğiniz Barcelonetta’da mevsimine göre denize girebilir, arka tarafındaki restoran ve kafelerde keyifli zaman geçirebilirsiniz.

10_barcelonetta

Barcelonetta

Flemenko: Her ne kadar Flemenko Barselona’nın yerel kültürü olmasa da İspanya’da olduğunuz için Flemenko gösterisi izlemenizi öneririm. Los Tarantos Flemenko gösterisi Las Ramblas’dan Akdeniz’e doğru inerken sol tarafta bulunan Reial Meydanında bulunmaktadır. Kısa ama keyifli bir Flemenko gösterisi için Los Tarantos’u tavsiye ederim. Biletler 10 Euro olup internetten alınabilir.

Boqueria Pazarı: Las Ramblas’tan Akdeniz’e doğru ilerlerken sağ tarafınızda kalan bu pazarda çeşit çeşit meyveler, içecekler, deniz ürünleri ve tapaslar bulabilirsiniz. Bu pazarda gezerken küçük meyve kaplarından ya da çeşit çeşit meyve sularından alabilir böylece birçok farklı lezzetin tadına bakmış olursunuz.

11_boqueria_pazar¦-

Boqueria pazarı

Gracia Bulvarı (Passaig de Gracia): Katalonya Meydanından kuzeydoğu yönünde uzanan Gracia Bulvarı, Casa Mila ve Casa Battlo’yu üzerinde bulundurmaktadır. Bu bulvar da ayrıca birçok ünlü giyim markasının mağazaları ve restoranlar da bulunmaktadır.

Picasso müzesi: Barselona’nın Gaudi ile beraber en önemli sanatçılarından olan Picasso’nun eserlerinin bulunduğu Picasso müzesi sanatseverler için oldukça önemli bir noktadır. Las Ramblas’a oldukça yakın olan müzede birçok Picasso eseri sergilenmektedir.

Camp Nou: Barselona’nın dünyaca ünlü takımı FC Barcelona’nın stadı futbolla ilgileniyorsanız ziyaret edilmesi gereken noktalar arasındadır. Yaklaşık 100.000 seyirci kapasitesi ile Camp Nou dünyanın en büyük stadyumlarından bir tanesidir. Camp Nou Deneyimini (Camp Nou Experience) yaşamak için internetten de bilet alabilirsiniz. Müzenin de dahil olduğu Camp Nou biletinin fiyatı 2014 yılı için 23 Euro’dur. Camp Nou’ya gitmek için Collblanc metro istasyonunu kullanabilirsiniz.

Barselona’da ne kadar kalınır?

Barselona’da şehrin en önemli noktalarını gezmek için 3-4 gün yeterli olur ancak daha uzun kalıp deniz keyfi de yapmanızı tavsiye ederim…

Barselona’da ne yenir?

Bu başlık altındaki en önemli nokta ne yeneceğinden çok yemek saatleridir. Barselona’da yemek saatleri bizden farklıdır. Genellikle öğle yemekleri saat 3’den akşam yemekleri de 9’dan sonra yenilmektedir. Tipik bir Akdeniz kenti olan Barselona’da balık ve deniz ürünleri yemenizi ayrıca Barselona’nın ünlü tapaslarından ve paellasından tatmanızı tavsiye ederim.

Tapas bizdeki mezelere benzeyen bir yemek türüdür. Özellikle deniz ürünü olanları tavsiye ederim. Paela ise ismini pişirildiği kaptan alan bir pilav çeşididir. İçerisinde çeşidine göre et, sebze ya da deniz ürünleri bulunmaktadır.

Barselona’da yapılacak birçok farklı etkinlik olsa da kısa zaman için Barselona’ya geldiyseniz en önemli yapılması gerekenleri kısaca aktarmaya çalıştığım yazımın sonuna geliyorum…

Keyifli seyahatler…

Путеводитель по Люксембургу

4_Adolphe K+Âpr+-s+-

Люксембург-само средоточие всего европейского!

Официальное название страны- Великое герцогство Люксембург. Столица государства Люксембург, с населением около 500000, расположена в самом центре Европы. Граничит сразу с Францией, Бельгией и Германией.

Люксембург на ряду со Швейцарией, является одним из развитых центров банковских услуг Европы, другими словами, зажиточные европейцы предпочитают хранить свои деньги в этом маленьком государстве. Не удивительно, что среднегодовой доход на душу населения здесь составляет приблизительно 80.000 евро в год. Несмотря на свою кажущуюся элитарность, Люксембург можно назвать весьма космополитным городом, жители свободно изъясняются как на своем родном люксембургском (один из прирейнских диалектов (немецкого, с заимствованиями из французского), так и на английском, французском, немецком языках. Так что, дорогие читатели, трудностей с изъяснением у вас не возникнет.

Как добраться до Люксембурга?

Не стоит забывать, что Люксембург находится в центре Европы, поэтому и добраться туда можно любым удобным для вас способом. Если вы путешествуете из стран Евросоюза, вам удобнее будет воспользоваться скоростным поездом, к тому же люксембургский вокзал находится в самом центре города. Если же вы путешествуете, например, из Москвы, то спешу вас огорчить, прямых рейсов нет. Но большинство авиакомпаний осуществляют перелеты с пересадкой в одном из европейских городов. Не стоит забывать о таких “лоукоустерах” как Rayn air и Easyjet. Воспользовавшись их услугами, вы сможете неплохо сэкономить на перелете.  Официальным воздушным перевозчиком страны является авиакомпания Lux-Air, но цены на билеты могут быть несколько выше среднего. Так что решать Вам.

3_Alt¦-nk¦-z

Как добраться из аэропорта в центр города?

Если вы все-таки решили путешествовать самолетом, добраться из аэропорта до центра города не составит труда. Садитесь на автобусы № 9 или № 16. На них вы можете доехать до площади Хамилус, либо до железнодорожного вокзала.

Как лучше всего перемещаться по городу?

Поскольку расстояния в Люксембурге не большие, перемещаться лучше всего пешком. Если же вы любите активный отдых, советую арендовать велосипед. Нужно заметить, что сеть общественного транспорта очень развита. Самый распространенный вид транспорта- автобус. Билет на одну поездку стоит 1.5 евро. При каждой поездке билет нужно активировать. Проездной на 10 поездок обойдется вам в 12 евро, а однодневный проездной -4 евро. Как и в большинстве европейских городов, весь общественный транспорт ходит по расписанию.

2_Grunda_ini+ş

Где остановиться?

В Люксембурге существует большой выбор гостиниц на любой вкус и кошелек. Все зависит от вашего бюджета и личных предпочтений. Я бы рекомендовала выбирать отели либо в район площади Хамилус, либо в районе недалеко от железнодорожного вокзала. Это позволит Вам не только изучить все достопримечательности города, но и посетить его окрестности.

Когда лучше ехать в Люксембург?

Как и во всей Европе, самое теплое время года в Люксембурге- лето. К тому же 23 июня – национальный праздник Люксембурга, День рождения Великого Герцога. Факельное шествие перед Дворцом Великого герцога, салют и народные гуляния, проходят накануне. Ярмарка и благотворительный праздник Шобермессе проходят в конце августа начале сентября. Интересны Праздник пива в сентябре, праздничные мероприятия в День Поминовения (Вознесение Господне), фестиваль танца и пантомимы «Кор де Капучин», с марта по май проходит Фестиваль «Музыкальная весна», а фестиваль рок-музыки длится все лето. В августе в столице герцогства проходит забавный фестиваль Шуеберфюрер, а в Мозельской долине начинаются винные праздники, продолжающиеся до глубокой осени.

5_Grund

Где можно поесть?

В Люксембурге представлены практически все кухни мира, от традиционных для этого региона французской, немецкой, до весьма экзотичных, таких как мексиканская, японская или китайская. Если же вы не являетесь поклонниками hautecuisine, голод утолить вам поможет вездесущая сеть фаст фуда McDonald’s.

Что посмотреть в Люксембурге?

Удивительной особенностью столицы Люксембурга, которая сразу бросается в глаза, является отсутствие многоэтажных зданий. Сразу предупрежу, вы не увидите сооружений выше двух этажей.

Рекой Альзет, образующей вместе с другими притоками глубокую долину, город разделен на две части- Верхний и Нижний город.

Центром города считается верхняя часть, а точнее район Хамилус. Здесь расположены:

  • скульптура Великой Герцогини Шарлоты, правящей в 1919 -1945 гг.;
  • символ страны- статуя «Золотой Девы», посвященная солдатам, павшим, защищая Родину;
  • дворец Герцога и Национальный Парламент.

По сути дела, Верхний город есть ни что иное как старинная крепость, здание которой занесено в фонд наследия ЮНЕСКО. Не даром же само название Люксембург в переводе обозначает «маленькая крепость» или «маленький замок». Неподалеку от площади Хамилус расположен знаменитый собор Люксембургской Богоматери «Нотр-Дам».

В силу географической особенности рельефа, Люксембург изобилует мостами.  Так один из старейших мостов Европы- мост Адольфа соединяет между собой районы Хамилус и вокзал. Благодаря виду, открывающемуся с моста, это место стало излюбленным у туристов. Посетить Люксембург и не сфотографироваться здесь просто не возможно.

6_Park

В городе существует множество музеев. Самые известные из них: «Музей трамваев и автобусов» и «Национальный музей истории и искусства». Для вашего удобства советую приобрести так называемую «Карту Люксембурга», которая позволит вам бесплатно посетить большинство музеев города. Стоимость карты на один день -11 евро, на два дня 19 евро, на три дня -27 евро. Если вы покупаете «семейную» карту (на 2-5 человек), то стоимость на один день составит 28 евро, на два дня -48 евро, на три дня -68 евро.

7_Merkez Bankas¦-

В Нижний город, район Грунд, из центра можно добраться либо на лифте, либо пешком, спускаясь вниз по ветвистым аллеям долины. Нижний город, расположившийся на берегу реки Альзет, излюбленное место отдыха местных жителей в теплое время года. Здесь можно насладиться свежим воздухом и прохладой в одном из многочисленных кафе.

Нельзя не забывать о том, какую роль играет Люксембург в структуре Европейском союзе. В Нижнем городе расположены различные правительственные здания, банки и офисы компаний.

Еще одной особенностью города являются его парки. Люксембург –очень зеленый город, и горожане любят проводить время на свежем воздухе, устраивая пикники и дружеские посиделки.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Конечно, посмотреть все достопримечательности Люксембурга вы можете и самостоятельно, но если вам вдруг захочется профессиональной помощи, вы можете купить себе пеший тур по городу, либо автобусную экскурсию. Цена пешего тура составляет 9 евро, длительности -2 часа, более подробную информацию о турах можно узнать в офисах «LuxemburgTouristOffice». Как и в большинстве городов Европы, в Люксембурге зимой, каждые 30 минут, летом, каждые 20 минут, курсируют экскурсионные автобусы «Hopon- Hopoff», оснащенные аудио гидам. Цена однодневного билета для взрослого 14 евро, для ребенка- 7 евро.

Ночная жизнь.

Ночная жизнь в Люксембурге протекает во основном в районах Хамилус, Грунд, Клауссен и на улице Холлерих. Для удобства отдыхающих по пятницам и субботам до 3 часов ночи курсирует автобус. Что же касается преступности, то об этом не стоит беспокоится, Люксембург- весьма безопасное место.

Средства связи.

Для удобства связи по приезде в Люксембург вы можете купить местную сим-карту, которая позволит вам сэкономить на разговорах.

Что можно посмотреть в окрестностях Люксембурга?

Не выезжая за границы герцогства вы можете посетить такие города как Шенген, Ремих. В их окрестностях расположены величественные шато и средневековые замки.

Но не стоит ограничивать свое путешествие только исследованием Люксембурга. От люксембургского железнодорожного вокзала ежедневно отходят поезда в такие города как Брюссель, Амстердам, Триер, Страсбург, Париж. Только представьте себе, вы можете позавтракать в Люксембурге, пообедать во Франции, а поужинать в Германии.

Если Вам предстоит путешествие в Германию, Бельгию или Францию, не упустите возможность посетить эту удивительную маленькую страну Люксембург. Вы об этом точно не пожалеете.

 

9_Vianden

 

ROMA 2

Roma ile ilgili ikinci şehir yazımın başlangıcında bu yazının tamamlayıcı ve güncelleyici bir yazı olduğunu belirtmek isterim. Roma hakkında daha geniş bilgilere diğer Roma yazımdan ulaşabilirsiniz.

İtalya’ya vize uygulamasında 2014 yılı için önemli bir değişiklik olmamıştır.  Bu konu ile ilgili ilkyazımda geniş bir bilgi paylaşımı yapmıştım.

Roma Havaalanlarından Roma şehir Merkezine Nasıl Ulaşılır?

Roma havaalanlarından şehir merkezine ulaşım için 2014 yılı güncellemelerini bu bölümde paylaşacağım. Öncelikle Roma’da iki adet havaalanı mevcuttur. Fiumicino ( Leonardo da Vinci) ve Ciampino. Türk Hava Yolları ve Pegasus, Roma’nın ana havaalanı olan Fiumicino’ya uçmaktadır.

Fiumicino Havaalanından şehir merkezine tren, taksi ve otobüs ile ulaşım sağlanmaktadır. Leonardo Express isimli tren ile Roma’nın merkezine yaklaşık yarım saatte ulaşabilirsiniz. Tren ücreti 14 Euro olup, biletinizi aldıktan sonra bilet onay makinelerine onaylatmanız gerektiğini özellikle hatırlatmak isterim. Şehir merkezine gitmenin diğer bir yolu ise taksidir. Havaalanından şehir merkezine şehrin resmi taksileri 48 Euro’ya gitmektedir. Bu yolculuk biraz daha uzun sürmekte, trafiğin durumuna göre yaklaşık 40 dakika ile 1 saat arasında şehir merkezine ulaşmaktadır. Havaalanının terminalinden çıktığınızda resmi olmayan taksi şoförleri de sizinle iletişime geçip şehir merkezi için pazarlık yapabilirler. Şehir merkezine gitmek için son alternatif havaalanı otobüsleridir. Yolculuk süresi bir saat olarak aktarılmakla beraber daha uzun sürdüğü birçok kişi tarafından söylenmektedir. Yolculuk ücreti 5-6 Euro’dur. Kısa bir Roma gezisi yapmak için Roma’ya gelecek olan turistlere hem zaman kazanmak hem de rahat seyahat etmek bakımından şehir merkezine gitmek için treni tavsiye ederim.

Roma’daki diğer havaalanı olan Ciampino genellikle charter seferlerinin yapıldığı havaalanıdır. Bu havaalanına tren bulunmamaktadır. Şehir merkezine resmi taksi ile 30 Euro’ya gidilebilmektedir. Ayrıca Ciampino Havaalanından şehir merkezine otobüs hizmeti de mevcuttur.

Roma’da Nerede Kalınır?

Roma’da hem merkez istasyon olan Termini’ye yakın hem de şehrin ilgi çekici noktalarına yakın olan Nazionale Caddesi çevresinde kalmanızı tavsiye ederim. Bu çevrede kaldığınızda neredeyse hiç ulaşım aracı kullanmadan bütün önemli noktaları yürüyerek gezebilir, havaalanı ulaşımı için Termini İstasyonu’na rahatça ulaşabilirsiniz.

Şehrin dışında kalmak da maliyet düşürmek için önemli bir alternatiftir. Özellikle metro duraklarına yakın noktalardaki otellerde kalıp şehir merkezine metro ile ulaşabilirsiniz. Bu konaklamanın en önemli dezavantajları şehri gezerken dinlenmek için otel dönmenin zorlu ve akşam metro saatine uyma gerekliliğidir.

Turist Otobüsü

Turist Otobüsü

Roma’da Restoran Tavsiye

Önceki yazımda çok fazla restoran tavsiyesinde bulunmamış, özellikle özel bir akşam yemeği için restoran bilgisi vermiştim. Bu yazımda Roma’da gezerken yolunuzun üzerinde görürseniz deneyebileceğiniz iki restoran bilgisi vermek istiyorum. Konaklamanızı Nazionale Caddesi civarında yaparsanız akşam yemeğinde pizza yemek isterseniz özellikle Agostino Depretis Caddesi üzerinde bulunan Del Viminale Meydanındaki Strega Restoranı tavsiye ederim. Bana göre Roma’daki en iyi pizza yapan restoranlardan bir tanesi bu restorandır.

Öğle yemekleri için tavsiye edebileceğim bir restoran ise Independenza Meydanına çıkan sokaklardan olan Dei Mille’de bulunan Dino restorandır. Bu restoran oldukça küçük olup tam öğle saatlerinde oldukça kalabalıktır. İçerisi çok iyi dekore edilmiş olmasa da özellikle makarnaları çok lezzetlidir. Lüks bir restorandan ziyade yerel tatları arayanlar için iyi bir seçimdir.

Roma’daki Metro Hatları Nasıldır?

Roma’da iki ana metro hattı bulunmaktadır. Bunlardan Battisini ve Anagnina istasyonları arasında çalışan hat kırmızı, Rebibbia ve Laurentina istasyonları arasında çalışan hat mavidir. Bu iki hat Termini istasyonunda kesişmektedir.

Trevi Çeşmesi, İspanyol Merdivenleri, Vatikan kırmızı hat üzerindeyken, Kolezyum Mavi hat üzerindedir. Kırmızı hattın Trevi çeşmesi için Barberini, İspanyol Merdivenleri için Spagna, Vatikan (San Pietro) için Ottaviano istasyonlarında inmeniz gerekirken, Kolezyum için mavi hattın Colosseo istasyonunda inmeniz gerekmektedir.

Metro sabah 05.30 ile akşam 23.30 arasında çalışmaktadır.

Metrodaki makinelerden alabileceğiniz 100 dakika kullanımı olan biletin fiyatı 1,5 Euro’dur. Biletler için farklı alternatifler de mevcuttur.

Resim2Sanangelokalesi

Roma’da Neler Yapılır?

Bu başlık altında önceki yazımda çok bilgi vermediğim noktaları aktaracağım. Kolezyum, Trevi Çeşmesi, Pantheon, İspanyol Merdivenleri, Capitoline Müzesi, San Angelo Kalesi gibi noktalar konusunda bilgi için önceki Roma yazımı okumanızı öneririm.

resim3_Kolezyum_gece

Öncelikle dünyanın en küçük ülkesi olan Vatikan’dan başlamak istiyorum.

Vatikan’a Gitmek İçin Vize Gerekiyor mu?

Vatikan Roma’nın içerisinde ayrı bir ülke olsa da Vatikan’a gitmek için ayrı bir vize almanız gerekmemektedir.

Vatikan’a Nasıl Gidilir?

Vatikan Roma’nın merkezinde yer almaktadır. Vatikana’a gitmek için Termini’den Battistini istasyonuna giden trene binip bu trenden St. Pietro Meydanı için Ottaviano, Vatikan müzeleri için Cipro istasyonunda inebilirsiniz.

Vatikan Müzeleri

Vatikan Müzesi ya da doğru yazımı ile Vatikan Müzelerini tam olarak gezip eserleri incelemek isterseniz, bunu bir günde yada bir gezide bitirme ihtimaliniz oldukça düşüktür. Ancak genel kültürünüzü arttırmak için gezmeyi düşünüyorsanız bu yaklaşık iki yada üç saat sürecektir.  Ancak Vatikan Müzelerini gezmeyi düşünüyorsanız biletinizi gitmeden önce rezervasyonlu olarak almanızı tavsiye ederim. Bu bilet ile büyük bir sırayı geçip doğrudan müzeyi gezmeye başlayabilirsiniz. Müze giriş ücreti 16 Euro, Kulaklık 7 Euro ve bileti önceden satış hizmeti 4 Euro olmak üzere 27 Euro’luk bir maliyeti olan bu bilet ile Sistine Şapel de dahil olmak üzere Vatikan Müzelerini gezebilirsiniz. Bu bilete alternatif diğer biletler de internet sitesinde bulunmaktadır. Vatikan müzelerinde Mısır uygarlıklarından gelen eserler, Raphael Odaları, Vatikan Bahçeleri ve Papa’nın seçildiği Sistine Şapel en dikkat çekici bölümlerdir. Vatikan müzesini gezmeyi düşünüyorsanız gitmeden önce daha fazla bilgi almanızı öneririm. Ayrıca Vatikan müzelerinin çıkışındaki postaneden istediğiniz kişilere kart da atabilirsiniz.

Vatikan Müzeleri

Vatikan Müzeleri

St. Pietro Baziliği

St. Pietro Baziliği Vatikan’ın çok önemli diğer bir bölümüdür. Bu baziliği gezebilmek için uzun bir sıraya beklemeniz gerekmektedir.

 

 Meçhul Asker Anıtı

Venezia Meydanında bulunan meçhul asker anıtının da bulunduğu askeri müzede tarihte kullanılmış olan İtalyan Bayraklarını görebilirsiniz

Meçhul asker anıtı

Meçhul asker anıtı

Villa Borghese

Del Corso Caddesinin kuzeyinde bulunan Del Popola meydanının yanında bulunan Villa Borghese gerçekten gezilmesi gereken çok büyük bir parktır. Roma’yı gezmekten yorulduğunuzda gidip nefes almak için Villa Borghese’yi kesinlikle tavsiye ederim.

Dört çeşme panorama

Dört çeşme panorama

Keyifli seyahatler…

Via: Cadde

Piazza:Meydan

City Guide of Ankara

As I have been writing city guides for almost a year my friends asked me to write a city guide for Ankara… Due to this reason I wrote a city guide for Ankara and I hope it would be useful especially for tourists visiting Ankara either for business or leisure…

In the beginning of my guide I would like to give very brief information about history of Ankara.

According to historians Ankara was founded in early ages of human history. Mainly Hittite Empire and after them many different civilization lived in Ankara. And in the end of Ottoman Empire, Turkish Republic was founded in Ankara. And Ankara was announced as capital of Turkish Republic.

According to latest figures Ankara’s population is almost 5 million.

Here is the guide for 2013 for the capital city of Turkey… Enjoy…

Ankara view

Ankara view

 

How is the weather in Ankara?

Weather of Ankara is continental climate. Summer time is hot almost 30 degrees sometimes even hotter and in winter time is cold like zero degrees even sometimes minus in daytime. Moreover you can live real spring and autumn in Ankara.

Where is Ankara?

We can say Ankara is in the middle of Anatolia. It is located in the cross roads of Turkey. It is almost 450 kilometers far from İstanbul, 600 kilometers far from İzmir and 500 kilometers far from Antalya.

Ankaracitylights

Ankara city lights

How can you reach to Ankara?

As Ankara is in the cross roads of Anatolia, transportation to Ankara is so easy. You can reach to Ankara by car from İstanbul in 5 hours, from İzmir in 8 hours and from Antalya in 7 hours.

How can you reach Ankara by car?

There are four major roads connecting to Ankara. First one is İstanbul road. It comes to Ankara from North western side. Second one is Eskişehir road. Eskişehir road connects Ankara to western part of Turkey. The major city in this direction is İzmir. Vehicles coming from Bursa, Balıkesir, Eskişehir, Bodrum, Antalya also use this road. Third one is Konya road which connects Ankara to Southern and southeastern side of Turkey. This road connects mainly Cappadocia, Konya, Adana, Mersin Gaziantep, Kahramanmaraş to Ankara. The fourth road is Samsun road which connects North eastern side to Ankara. You can reach Trabzon, Kayseri, Samsun and major cities by using this road.

3eskisehirroad

Eskişehir Road

How can you reach Ankara by bus?

As Ankara is in the cross road, transportation to Ankara is so easy. For examle, almost all coach services have coaches to all destinations from Ankara. There is a big bus station in Ankara called Aşti which is located near cross road of Konya and Eskişehir road. Accessing to Aşti is so comfortable. You can use Ankaray which is a lighter railway than subway to Aşti and it takes almost half an hour from Kızılay square. There are also bus services and taxis in Aşti. Main bus companies are Ulusoy, Varan, Kamilkoç, Nilüfer, Pamukkale and Anadolu. In addition to them, there are many other companies too.

How can you reach to Ankara by train?

Another way to reach Ankara is railway. In Turkey in last few years railways gain the importance that it deserves again. Recently high speed trains to Eskişehir and Konya started to run. From Ankara to both Konya and Eskişehir takes almost one and half hour by speed trains. Moreover till the end of the year 2013, high speed train between Ankara and İstanbul is going to be operated. It is going take 3 hours from Ankara and İstanbul with that high speed train. Another advantage of train transportation in Ankara is the station is located just in city center.

How can you reach Ankara by plane?

As Ankara is capital city of Turkey there are many both domestic and non domestic flights to Ankara. There are flights from many big cities to Ankara like Munich, Vienne, Moscow, Brussels, Frankfurt, Tehran, Bagdad and Baku.

The name of the airport in Ankara is Esenboğa which is located almost 35 kilometers from city center. Esenboğa airport has both modern and new terminal buildings.

There are cafes like Cafe Nero and Ankara cafe and restaurants like Resto and Burger King in Ankara Airport.

How can you reach Ankara city center from Esenboğa Airport?

There are several alternatives to go to city center from Esenboğa Airport. First one is shuttle service called Havaş. Havaş is a shuttle service company which makes transportation from airport to city center and city center to airport. It costs 10 TRY for one way trip and you can buy the tickets in the bus. There are busses in every half an hour from early in the morning till night. Busses wait in front of Arrivals Exit in the airport. In the city center busses first go to Ulus and then to Aşti. Aşti is the last station for Havaş Busses. In order to go airport from city center busses depart from Aşti and pick other passengers in Ulus Station and goes to airport. The road takes almost an hour from Aşti to airport but of course it depends on the traffic in Ankara.

Another alternative to go to city center from Esenboğa Airport is municipality busses. These busses are also good alternative to go to city center from airport and from city center to airport.

There are also private shuttle services which you can make reservation before coming and they can pick you where ever you want. One of the major companies is Secure drive for this service.

Of course there are taxis in Esenboğa Airport too.

Moreover there is a big parking lot in Esenboğa Airport. Prices starts from 8,5 TRY for an hour and if you would like to leave your car longer than 24 hours you can make registration so you can leave your car to 65 TRY for 4 days. There are other registration alternatives too.

Where to stay in Ankara?

There are few centers of Ankara;

One of them is Ulus which is both historical and business center of Ankara. There are many hotels nearby to Ulus. There are both small hotels and very luxurious hotels like Radisson. If you would like to visit old Ankara, you can stay in a hotel in Ulus according to your budget.

Kızılay is the major business center of Ankara. There are many hotels in Kızılay. Doubletree by Hilton, Princess is major hotels in this district.

Tunalı Hilmi Street is another business and entertainment center of Ankara. Sheraton, Hilton, Rixos, Dedeman are the biggest hotels in this district. There are many hotels also like Ramada, Houston and Tunalı.

Sheraton

Sheraton

 

Places nearby Eskişehir Road are also developing rapidly and if you would like to go somewhere in there Marriott, Movenpick, Bilkent Hotel give good opportunity for staying.

How is public transportation in Ankara?

There are several ways of public transportation in Ankara. Major one is municipality busses. You can use cards which you can buy from kiosks to use this municipality busses.

There are also private busses for urban transportation in Ankara. They also stop in bus stops and you cannot stop them except bus stops. The main difference between municipality busses and private busses is in municipality bus you should use card and in private busses you should pay 2 TRY to money collector behind the driver.

There are two line underground railway systems in Ankara. One of them goes from Batıkent to Kızılay and the other one goes Aşti to Dikimevi. There is a connection between them in Kızılay. You can also use the cards in these subways.

There are also private minibuses for public transportation. They are called dolmuş and their color is mainly blue. When you get in the dolmuş you pay the price to the driver. They cost 2 TRY for 2013. You can stop a dolmus when you see it in street. If there are available seats, they could stop in front of you. There are not any special stops for them like busses. But there are main stops in city centers like Ulus and Kızılay.

What to do in Ankara?

Anıtkabir: Atatürk’s mausoleum who is the founder of Turkish Republic is in Ankara. There is also a great museum of Turkish Independence War in which there are panoramic paintings, vehicles and presents from other countries. Almost all tourists visit Anıtkabir.

Anıtkabir

Anıtkabir

 

Atakule: Atakule is a tower which is located in Çankaya District of Ankara. You can watch Ankara from the top of Atakule.

Atakule

Atakule

 

Kocatepe Mosque: Kocatepe Mosque is the biggest mosque in Ankara. It is located near Kızılay.

Roman Baths: There are historical remains from ancient Roman times in Ulus district of Ankara.

Temple of Augustus: This historical remain was also built in Roman Times. It is located near Hacı Bayram Mosque.

Ankara Castle: Ankara Castle is located in Ulus District of Ankara. There are restaurants in which you can enjoy both tasty food and view of Ankara.

Old Ankara District (Hamamönü): Around Ankara castle there is old town of Ankara. There is Çengel Han in which you can find Koç Museum and good restaurants to eat.

First National Assembly: As Turkish republic was founded in Ankara First National Assembly was in Ankara too. This building is a museum now.

Anatolian Civilizations Museum: Going to Anatolian Civilizations is a must if you have time in Ankara. As early ages of human history took place in Anatolia there are many remaining from those times. In Anatolian Civilizations museum you can find many historical remaining. This museum is also located near Ankara Castle.

Ethnographical Museum: In Ethnographical Museum, you can find many items moreover after death of Atatürk, his body stayed in this museum till the end of construction of Anıtkabir.

Painting and Sculpture Museum: In Painting and Sculpture Museum which is located just near Ethnographical Museum you can find many different paintings and sculptures.

Atatürk’s House: Atatürk was born in Salonika and the house in which he was born is a museum in Salonika. There is a model of his house in Çiftlik district of Ankara where you can visit the house.

Zoo: Even though the construction of bigger zoo has not finished yet there is a zoo in Çiftlik District of Ankara in where you can watch many different animals.

Kızılay: Kızılay is the main business center of Ankara. We can also say Kızılay is crossroads of Ankara. There is public transportation from almost all points of Ankara to Kızılay. You can find many restaurants and buffets to eat in Kızılay. In Kızılay by using Ziya Gökalp Avenue you can go to Kurtuluş, by using Gazi Mustafa Kemal Avenue you can go to Maltepe and you can go to either Ulus or other destination Çankaya by using Atatürk Avenue.

Kızılaypan

Kızılaypan

 

Ulus: We can say Ulus is the center of old town in Ankara. There are also many offices and governmental buildings. There are historical remains in Ulus too. There are Ankara Castle, Roman Baths, and First National Assembly nearby Ulus. 19 May 1919 Football Stadium, Ankara Arena Sport Saloon and Gençlik (Youth) Park is also nearby Ulus. Moreover Railway Central Station is also close to Ulus.

Tunalı Hilmi Street: Tunalı Hilmi Street is both business and entertainment center of Ankara. Not only on the street but also in sideways there are many offices, restaurants, cafes and hotels.

There are many shops, stores in Tunalı Hilmi Street. Seğmenler and Botanic Park is located so close to Tunalı Hilmi Street. Moreover trendy streets like Arjantin and Filistin is so close to Tunalı Hilmi Street. In Tunalı Hilmi Street there are also trendy sideways like Bestekar Street and Tunus Street. There are many restaurants, bars and cafes in all these streets.

Bahçelievler: Bahçelievler is another entertainment and business center of Ankara. There are many cafes and restaurants in Bahçelievler. In Bahçelievler 7th street is the most popular street. You can see especially many young people in Bahçelievler. There many cafes and restaurants with live music in Bahçelievler.

Çukurambar: Çukurambar is located near Eskişehir Road. In last year’s Çukurambar becomes so popular. There are many different cafes and restaurants in Çukurambar. Liva, Mado, Big Chefs, Marco Pasha, Tepenyaki Alaturka, Günaydın are the most popular ones.

Bilkent: Bilkent district is located in Eskişehir Road. There are both governmental buildings and private offices. As there is Bilkent University, there are many cafes and restaurants.

Çayyolu: Recently Çayyolu which is located in Eskişehir Road becomes so popular. There are mainly houses. In addition to the houses there are cafes and restaurants especially in Park Street.

Gölbaşı: Gölbaşı district is in southern part of Ankara. As there is a small lake called Mogan there are many restaurants. Moreover there is a very large park called Mogan Park.

Shopping Malls: There are many big shopping malls in Ankara. Some of them are;

Ankamall: Ankamall is one of the biggest shopping mall in Ankara. It is located in cross roads of Istanbul Road and Samsun Road in city center. There is a subway stop near Ankamall. Transportation to Ankamall is so easy from many districts of Ankara like Kızılay. In Ankamall you can find many different kinds of stores and eating facilities.

Armada: Armada is also a big shopping mall which is located near Eskişehir Road. You can go to Armada by using busses and minibuses which go through Eskişehir Road. In Armada there are not only many different fashion brands but also classy restaurants. In addition to this there is a gym called MacFit.

Armada

Armada

 

Cepa: Cepa is also located near Eskişehir Road. Cepa is one of the biggest shopping malls in Ankara. In Cepa there are many different fashion brands and restaurants. Another advantage of Cepa is being so close to Kentpark. So you can visit two malls on foot.

Kentpark: As I mentioned above Kentpark is close to Cepa. In Kentpark there are many popular fashion Brands and so classy brands like Harvey Nichols. A very large gym called Most is located in Kentpark.

Kentpark

Kentpark

 

Ankuva: Ankuva is located in Bilkent. As it is so close to Bilkent University there are many good restaurants inside of Ankuva like Mezzaluna and Borrdo. In addition to this there is a very enjoyable game center called Roll-house. In Roll-house you can play dart, bowling, billiard and many different games. There is also very large supermarket called Real and furniture shop called Tepe Home in Ankuva. One of the most well known gym Sports International is located near Ankuva.

Panora: Panora is located in Oran. Even though it looks it is a bit far from city center there are busses and minibuses to this classy shopping mall. In Panora there are not only fashion brands but also many good cafes, restaurants like Sushico, Butcha, Midpoint, Timboo, Num-num and attractions like movie theatre and game center. In addition to this one of the most popular gym MAC is located in Panora.

Natavega: Natavega is a big outlet which is located in Mamak. As it is located in Mamak you can go there by using Ankara side way from Çankaya.

Optimum: Optimum is another big outlet which is located near Istanbul Road.

Acity: Acity is another big outlet which is located near Istanbul Road.

Where to eat in Ankara?

As being the capital of Turkish Republic in Ankara you can find many different restaurant alternatives. The ones that I mention is just a little part of them.

Göksu Restaurant: There are two Göksu Restaurants in Ankara. One of them is in Kızılay and the other one is in Çankaya. In both of them they serve many different and tasty foods. Especially for official dinners, celebrations and business dinners, Göksu restaurants offer you a classy atmosphere.

Hacıbaba: Hacıbaba is one of the most popular kebab restaurants in Ankara. It is located in Konya Road. They serve not only many different kebabs but also very delicious baklava.

Köşebaşı: Köşebaşı is a very well known kebab house chains in Turkey. In their quite classy environment they serve different kinds of kebabs. In Ankara Köşebaşı restaurant is located in Çankaya near Filistin Street.

Gar Restaurant: Gar restaurant also offers you tasy food in a classy restaurant. It is located in Filistin street.

Uludağ: Uludağ Restaurant is famous for meat foods. It is located in the cross of Arjantin and Filistin streets. Their special food is döner kebab with sauce.

Kukla Kebap: Kukla kebab is also famous with their tasty döner kebab with sauce. There are different Kukla Kebab restaurants in Ankara. One of them is in Cebeci and the other one is in Balgat.

Hacı Arif Bey: Hacı Arif Bey also serves very different kinds of kebabs. It is near Tunalı Hilmi Street in Güniz Sokak.

Tavacı Recep Usta: Tavacı Recep Usta serves food from southeastern part of Turkey. The location of Tavacı Recep Usta is near Hoşdere Street. They are famous for filled lamp rip.

Günaydın Restaurants: Günaydın is a very famous meat restaurant in Turkey. In Ankara there are different type of Günaydın restaurants. In Arjantin street, there is Günaydın Steak house in which they serve many different kind of steaks including dry aged steak.In Çukurambar, there is Günaydın restaurant in which they serve different kinds of tasty kebabs. In Filistin street there is Günaydın Burger which serves so tasty burgers. In Attar sokak which is parallel to Filistin Street there is another Günaydın restaurant serving kebabs and in Panora shopping mall there is doner house of Günaydın.

Butcha: Butcha is another steak house in Ankara. There is one in Park Street and another in Panora Shopping Mall.

Trilye: Trilye is a very classy fish restaurant in Ankara. It is located near Filistin Street in Çankaya. Trilye is a very good alternative for both official dinners and special days.

Lagos: Lagos restaurant is one of the oldest fish restaurants in Ankara. It used to be located in Çevre Sokak previously but in recent years it moved to Park Street in Çayyolu district.

Fevzi-Hoca: Feyzi Hoca Restaurant is located in Söğütözü near Çukurambar. In Fevzi Hoca, they serve both special Akçaabat Meatballs and fish.

Sushico: Sushico is another chain restaurant. One of them is in Panora shopping mall and the other one is in Attar Sokak near Filistin Street. They serve both Chinese and Japanese cuisine.

Quick china: Quick china is another chain restaurant. One of them is near Uğur Mumcu Street in Çankaya another one is in Ankuva Bilkent Center. Quick china serves Far East foods.

Teppenyaki Alaturka: Teppenyaki Alaturka is located in Çukurambar. The food it serves varies but most of them are cooked by Japanese cooks in far eastern style. The attraction in the restaurant is really enjoyable. Cooks cook the food in the grill infron of you while you are watching them and chatting with your friends.

 

Big-chefs:Big- chefs is a chain restaurant in Turkey. One of them is in Iran Street near Tunalı Hilmi Street and the other one is in Çukurambar in Ankara. In Big-chefs you can taste so different cuisine vary from pizza to steaks. The atmosphere of big chefs is also so classy.

Cafemiz: Cafemiz is very old café restaurant which is located in Arjantin Street. It has a beautiful atmosphere and it serves so tasty different kinds of foods.

Mezzaluna: There are two restaurants of famous Italian chain Mezzaluna in Ankara. You can try many different foods from Italian cuisine in Ankara. One of the restaurant is in Bilkent in Ankuva. The other one is in Iran Street.

Liva: There are many Liva restaurants and cafes in Ankara. In Liva, you can find many different food and patisserie.

Elizin: Elizin is a café restaurant chain in Ankara. One of them is in Tunalı Hilmi Street and the other one is in Panora Shopping Mall. Elizin offers you many different and tasty food and bakery.

Tadım Pizza: There are many Tadım Pizza Restaurants in Ankara. The one in Tunalı Hilmi Street has a great location. You can watch the street while watching Tunalı Hilmi Street. It is in Ertuğ shopping mall in Tunalı Hilmi Street.

Num-num: Num-num is another café restaurant chain. One of them is in Filistin Street and the other one is in Panora Shopping Mall. I can recommend Num-Num specially while you are going out with friends.

House Café: House café is a chain restaurant in Turkey. The one in Filistin Street offers you so tasty food and very different kinds of beverages.

Kafes Fırın: Kafes Fırın is famous for bakery. In addition to this it serves so tasty main courses and breakfasts. Kafes Fırın is another chain bakery café in Ankara. One of them is in Eskişehir Street and the other one is in Filistin Street.

Kebap 49: Kebap 49 serves many different kebab and pide alternatives. It is located near Tunalı Hilmi Street.

Aspava: Aspava restaurant is famous for wrap (dürüm) döner. In most of the Aspava restaurant they will serve you fried potato, salad for free. According to me the best Aspava Restaurants are Özçelik and Yıldız Aspava which are located in Küçükesat near Tunalı Hilmi Street. In addition to tasty food these restaurants work 24 hours so you have a great opportunity in Ankara if you get hungry late at night.

Hosta: Hosta is very old buffet chain in Ankara. There are many Hosta Restaurants in Ankara. We can say hosta is a good example of Turkish style fast food. If you do not have time and you would like to eat some meat, Hosta is definitely good alternative. Even though there are many different foods also, Hosta is famous for its tasty doner and ayran.

Café Lins: Café Lins is located in Bestekar Sokak which is parallel to Tunalı Hilmi Street. It has a cozy atmosphere.

Café Bien: Café Bien is also located near Tunalı Hilmi Street. It is so trendy especially in weekend evenings.

Bomonti: Bomonti is near Tunalı Hilmi Street. It is also trendy among young people especially in weekends.

New castle: New castle is pub chain. In Tunus street there is a good one serving good food in a great atmosphere.

What is nearby of Ankara?

Kızılcahamam: Kızılcahamam is 70 kilometers far from Ankara. It is near D-100 motor way while going to Istanbul. There is a natural park in Kızılcahamam in which you can enjoy nature. There are hotels and good restaurants in Kızılcahamam.

Bolu: Bolu is in the middle of Istanbul and Ankara. There is a natural lake called Abant and there are five star hotels in Lakeside. Moreover in winter time, there is Kartalkaya district in Köroğlu Mountains. There are classy mountain hotels in Kartalkaya. Kartalkaya is almost 220 kilometeres from Ankara

Beypazarı: Beypazarı is an old town near Ankara. In Beypazarı you can find silver manufacturers, shops, traditional food, museums and historical Ankara houses. Beypazarı is in north western part of Ankara and almost 100 kilometers far from Ankara.

Cappadocia: Even though it is almost 300 kilometers far from Ankara, I strongly recommend visiting this magical place in your trip to Ankara. You can see longer information about Cappadocia in my other city guide about Cappadocia

Eskişehir: Eskişehir is another big city 250 kilometers far from Ankara. By using high speed train you can go to Eskişehir in 1,5 hours. In Eskişehir there are museums, historical places, cafes and restaurants near Porsuk Spring. I strongly recommend eating Balaban Kebab, Çi Börek in Eskişehir.

Konya: Konya is also almost 250 kilometers far from Ankara. There is also high speed train to Konya from Ankara. It is almost 1,5 hours. Konya was the capital of Seljuk Empire and there are many historical remains in Konya. Moreover there is tomb of Mevlana who is very well known Islamic Philosopher and his philosophy is tolerance. There is Alaaddin Hill and Meram in Konya. In Konya don’t forget to eat Etli Ekmek and Tandır in Konya.

Kayseri: Kayseri is almost 300 kilometers from Ankara. Especially in winter time mount Erciyes offers you good accommodation with ski.

Ilgaz: Ilgaz is almost 200 kilometers from Ankara. It is a ski center in a forest. It is so beautiful not only in winter but also in summer time.

Elmadağ: There is a little ski center in Ankara called Elmadağ.

There are some little tips:

Emergency numbers:

 

Ambulance:112

Police:155

Gendarmerie: 156

 

Avenue: Bulvar

Street: Cadde

Sokak: Sideway

In this city guide, I would like to give information about Ankara especially to the foreigners who come to Ankara for both business and leisure trips. I hope this guide will help to the foreigners to enjoy their trips to Ankara.